Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi: “Yabancılarla Konuşma” Yanılgısı
Çocuğunuzu korumak için sadece “yabancılarla konuşma” demek yetmez. Duygu Bergil’in kaleminden çocuklarda mahremiyet eğitimi için ebeveynlere 12 altın kural.
Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi: “Yabancılarla Konuşma” Yanılgısı – Son zamanlarda toplum olarak canımızı yakan, bizi karanlığa sürükleyen ancak bir türlü engellenemeyen, yan yana gelmesinden utanç duyduğumuz çocuk – cinsel istismar kelimelerinden oluşan bir konudan bahsetmek istiyorum.
Nasıl oldu da bu hale gelebildik gibi sonu olmayan bir muhabbete girmenin anlamsız olduğunu düşünüyorum. Çünkü insan dediğimiz canlı, id olarak ifade edilen ancak nefis olarak somutlaştırdığımız, temelinde cinsellik ve saldırganlığın, benmerkezciliğin ve doyumsuzluğun olduğu bir yapı üzerine dünyaya gelir.

Bu yapı zaman içerisinde çocuğun bilişsel gelişiminin ilerlemesi ve toplumsal değerleri algılayıp uygulayabilir hale gelmesiyle belli bir denge içine girer. Bunun gerçekleşebilmesi için çocuğu yetiştirirken ruh sağlığını bozacak etkenlerden uzak bir ortam oluşturmanın yanı sıra cinsel ve ahlak gelişimi yönünden de desteklememiz gerekmektedir.
“Sakın Yabancılarla Konuşma (!) Yanılgısı”
Doyumsuz Çocuğun Sonu Doyumsuz Yetişkinlik
İnsan dediğimiz varlığın yavru haldeyken yaptığı her türlü olumsuzluk göze hoş gelebiliyor. Çünkü o bir çocuk. Her şeyi isteyebilir, diretebilir ve istekleri olmazsa oldurana kadar her türlü kozu kullanabilir. O bir çocuk ve zaten her istediği olmalıdır.
Peki, bu canlı hep çocuk mu kalacak? Çocukluk çağında temel değerleri öğrenemeyen bir insan yetişkin olduğunda da doyumsuz ve her istediği olmak zorunda olan, etrafına sürekli zarar veren birer kişi olarak dünyada varlığını devam ettirecektir.
Bu durum hangi konu üzerinden ele alınırsa alınsın çok çok olumsuz bir durumdur. Ama en dayanılmazı bu tarz yetişen çocukların çeşitli olumsuz çevre etkenleriyle de harmanlanarak yetişkin olma yolunda sapkın bir kişilik geliştirme ihtimalleridir. İhtimal diyorum çünkü her olumsuz yaşantı her bireyde aynı sonuçları doğurmaz.
Bahsettiğimiz durum bir ihtimaldir ve biz bu ihtimalleri gerçekleştirmiş bünyelerin yapmış olduğu çirkinliklerle yankılanıyoruz. Demem o ki toplum olarak elimize verseler linç edeceğimiz insanlarda bir zamanlar çocuktu. Nasıl bir yaşantı geçirdiler ki bu hale gelebildiler.
Bunları ifade ederken amacım asla bu kişilerin yapmış oldukları davranışları haklı çıkarmak ya da masum görmek değil. Çocuklarımız bize merhaba dediklerinde hangi karakter özelliği ile geldiklerini bilemiyoruz. Ebeveyn olarak görevimiz; onları güzel ahlak, toplumsal değerler, evrendeki tüm canlıların yaşam hakkına saygı duymak gibi insan olmanın temelini oluşturan duygular ile yoğurmaktır.
Ancak bu şekilde eğer varsa olumsuz kişilik özelliklerini törpüleyebiliriz yani bir anlamda nefsi kontrol etmeyi öğretmek ve ruh sağlıklarını bozmamak zorundayız. Bizler ebeveyn olmayı beceremeyince çocuklarımız da sağlıklı bir yetişkin olmayı beceremeyebiliyorlar.

Çünkü kim ne derse desin insan yaşamının ilk altı yılı kişiliğimizin temelini oluşturuyor. Sonrasında bu altı yılın üzerine eklemeler yapılıyor. Ruh sağlığı yerinde olan yetişkinler için sağlıklı çocukluk dönemi gerekir. Burada da en büyük görev çocuğun ebeveynleri ve yakın çevresine düşer.
Çocuklarımızı tüm gelişim alanları ile bir bütün olarak destekleyerek sağlıklı bir çocukluk geçirmelerine yardımcı olabiliriz. Destek vermemiz gereken önemli gelişim alanlarından biri de cinsel ve ahlak gelişimidir. Özellikle çocuğumuzun yaşına uygun cinsel eğitim verebilirsek, çocuğumuz hem kendini koruyabilir hem de başka insanların mahremiyetine saygı gösterebilir.
İstismardan Koruma
Yukarıda bahsettiklerimiz bu vahşeti yapan kişilerin varoluş sebeplerinden birine yönelik açıklamalardı. Maalesef varlar ve bizler yetişkin olarak, henüz ruh sağlıkları bozulmamış çocuklarımızı cinsel istismar ya da daha başka olumsuzluklardan korumak zorundayız.
Peki, bu konuda nasıl davranmamız gerekir. Her şeyden önce çocuklarımızı bu durumdan korurken yapmış olduğumuz hatalı bir tutumdan bahsetmek istiyorum. “SAKIN TANIMADIĞIN İNSANLARLA KONUŞMA!” Bu cümle çocuğu cinsel istismardan korumaz, sadece asosyal yapar. Ayrıca cinsel istismar sadece tanınmayan kişilerden değil çok yakın arabadan da gelebilir. Bu nedenle bu cümle ile çocuğunuzu cinsel istismardan koruyamazsınız. Çocuklarımızı cinsel istismardan ancak doğru bir cinsel ve mahremiyet eğitimi ile koruyabiliriz.
NASIL DAVRANMALIYIZ?
1: ÇOCUKLARINIZI SEVERKEN DUDAKLARINDAN, BOYNUNDAN, KOLTUK ALTLARINDAN, MAHREM BÖLGELERİNDEN ÖPMEYİN: Siz çocuğunuzu bu şekilde sevdiğinizde dışarda bu davranışlarla karşılaşan çocuk istismara uğradığını anlayamıyor.
2: CİNSEL BÖLGELERİNE ÇEŞİTLİ İSİMLER TAKMAYIN: Bu davranış çocuğun mahremiyet duygusundan yoksun olmasına sebep oluyor.
3: ÇOCUĞUNUZUN KIYAFETLERİNİ ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN YANINDA DEĞİŞTİRMEYİN: Bu davranış çocuğun mahremiyet duygusundan yoksun olmasına sebep oluyor.
4: SİZDEN BAŞKA KİMSEYLE TUVALETE GİTMESİNE İZİN VERMEYİN: Bu davranış çocuğun mahremiyetten yoksun olmasına sebep oluyor.
5: ÇOCUĞUNUZLA BİRLİKTE BANYO YAPMAYIN: Çocuğunuz banyo yaparken yardıma ihtiyaç duyuyorsa mahrem bölgelerine karşı duyduğunuz hassasiyeti belirtin.
6: BAŞKA İNSANLARIN ÇOCUĞUNUZA HERHANGİ BİR DURUM İÇİN BAĞIRIP KIZMASINA İZİN VERMEYİN: Bu durum çocuğunuza, kendisine herkesin kızabilme ve üzerinde hâkimiyet kurabilme yetkisi olduğunu düşündürür.
7: TOPLU TAŞIMALARDA YER YOK DİYE ÇOCUĞUNUZU BAŞKA İNSANLARIN KUCAĞINA VERMEYİN.
8: ÇOCUĞUNUZU ÜLKENİN GÜVENLİK GÜÇLERİYLLE KORKUTMAYIN: Herhangi bir olumsuzlukta bu kişilerden yardım alabileceğini öğretin.
9:ÇOCUĞUNUZA SADECE ONA ÖZEL OLAN VE ZORUNLU HALLER DIŞINDA (EBEVEYN-DOKTOR VB.)İZİNSİZ KİMSENİN DOKUNMAMASI GEREKEN MAHREM BÖLGELERİNİ TANITIN.
10:MAHREM BÖLGEŞLERİNE GEREKSİZ YERE SİZ DE DOKUNMAYIN.
11: BAHSEDİLEN DURUMLARIN DIŞINDA MAHREM BÖLGELLERİNE DOKUNULMASI DURUMUNDA YÜKSEK SESLE ÇIĞLIK ATIP YARDIM İSTEMESİ GEREKTİĞİNİ ÖĞRETİN.
12: ÇOCUKLARINIZIN HER KOŞULDA VE ŞARTTA YAŞADIKLARINI SİZİNLE PAYLAŞABİLECEKLERİ BİR BAĞ OLUŞTURUN.
Bu tarz durumların yaşanmaması dileğiyle.
“Sakın Yabancılarla Konuşma (!) Yanılgısı”