Hak Dostum Hak! Geleneksel Türk Tiyatrosu Üzerine – Bölüm 3
Perdenin arkasındaki görünmez kahramanlar: Hayalîler. Geleneksel Türk Tiyatrosu yazı dizimizin 3. bölümünde Karagöz’e can veren nefesi keşfedin.
Geleneksel Türk Tiyatrosu Üzerine – Bölüm 3
Hayalî ölmez. Sadece tasviri başka bir ele devreder
Bir perde kurulur.
Perdenin arkasında ise kimseyi görmeyen bir dünya vardır.
Seyirci yalnızca gölgeyi bilir.
Kahkahayı bilir.
Tasviri bilir.
Ama o tasviri konuşturan nefesi bilmez.
Çünkü hayalî görünmez.
Usta dediğin biraz da böyledir zaten…
Herkes sahnedeki sesi duyar ama o sesi yetiştiren adamı pek kimse bilmez.
Bir gün Alpay hocam tasviri eline almıştı.
Deriyi ışığa doğru kaldırdı.
Bir süre baktı.
Sonra:
“Bak,” dedi.
“Bir tasviri kesmek kolaydır. Zor olan ona can vermektir.”
İşte o gün anladım…
Karagöz oynatılmazdı.
Karagöz diriltilirdi.
Yıllar geçti, içimdeki Karagöz asla ölmedi. Hâlâ çarşı pazar gezerken oyuncakçıların önünde dikilirim. Satan kişi anlamaz nedenini; sayar bana fiyatlarını ama ben onu duymam. Bebeklere değil, onlara bakarken ustam aklıma gelir. Ellerini nasıl kullandığını, nasıl göz nuru emeğini ve ustalığını deriye aktardığını düşünürüm. Nur içinde yatsın, iyi adamdı…
Bazı bazı sosyal medya cehennemine uğrarım. Oralarda Karagöz ne yapar, olanlara bakarım. Kimi zaman da arkadaşlarımın neler yaptığını gözlerim. Emeklerine saygım sonsuz. Zor bir yol ancak o yoldaki de düz bir piyade değil, sabırlı bir subay…

Kimi zaman sanatçıların veya ustaların atışması gözüme çarpar. Eskiden beri süregelen sanat kavgalarının bittiğini, yerine daha sakin tonlarda kapışmaların veya atışmaların olduğunu görmekteyim. Bir zamanlar “en iyisini bilen benim” diyen tiplerin, Azrail amcayı hatırladıktan sonra pişmaniye yiyip pişman oluşlarına şahit olurum…
Herkes biraz “ah keşke”lerdedir bu dünyada. Ah keşke demeseydim de demeseydi… Çok geç dostlarım. Ben de bazen “ah keşke yanlış otobüse binip de dönmeye üşenmeseydim de Üsküdar’a varıp ustamın elini öpseydim” diyorum… Belki beş dakika, belki beş saat sürecekti ama değecekti. Şimdi keşkem olmazdı…
Orhan Kurt ile geçen yirmi dakikamı hep düşünürüm. Bana: “Bak, bu eller ne deriler düzeltti de bu dil birçok insanı düzeltemedi,” demişti. Yine aynı zaman diliminde: “İşine emeğini doğru verirsen, işin işten öte sen olur. Amma önem vermezsen eğer, çölde deveyle giderken altında halı değil hasır olur,” demişti. Haklıydı… Bir işi severek yapmak, ona bağlanmak, tüm benliğini olmasa da ruhunla bir tutmak o işi layık kılar. Oysa çorba yaparken söven aşçılar, kahve pişirirken sayan çaycılar, ev temizliği ederken sürekli bedbed konuşan hanımların işi ne bereketli olur ne de o işin kimseye faydası dokunur.
Hayalî olmak da işini yapanların en iyisini yapmak demektir. Senden geriye kalan, seni sonraya anlatacak olandır. Tasvirin kıvrımlarında saklıdır sen. Eğer tüm duyguları yaşamış bir usta bakarsa, anlar senin nerede nefesini tutup hamle yaptığını yahut nerede zorlandığını ve bir süre tasviri bırakıp gökyüzüne baktığını…
“Sanat nedir?” demişti Alpay hocam… Boş boş baktım yüzüne. Cevap versem dert, vermesem dert. Zekice bir cevap ararken söze birden girdi:
“San meslek demektir. Sanat ise o mesleği yapanın ortaya koyduğu şandır, kendisidir, ustalığıdır.”
Doğru da söylemişti. Ancak bugün etrafımızda ne bir san ne de bir sanatçı var. Sanat yapmayan, sanı ne yapsın…
Başta ülkemizde faaliyet gösteren Milletlerarası Kukla Birliği (UNIMA – Union Internationale de la Marionnette) ve Yaşayan Miras Vakfı olmak üzere, millî mirasımız olan tüm değerlere sahip çıkanlar var olsun. Onların emekleriyle geçmişten geleceğe aktarılacak olan millî mirasımız, örf ve adetlerimiz, kültür mozaiğimiz nice nesiller boyunca devam edecek ve sonsuza kadar hatıralardaki yerini koruyacaktır.
Bazen dara düşebiliriz… Ancak ne zaman yorulursak yorulalım, unutmayalım ki muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızda akan asil kanda mevcuttur!
Hak dostum hak…
Her ne kadar sürç-i lisan ettik ise affola.
Yıktın perdeyi eyledin viran,
Varayım sahibine haber vereyim heman…
👏 bölümlerin tamamını keyifle okudum, kaleminize sağlık müthiş anlatmışsınız
Yüreğinize sağlık,sağolun varolun .