Kış Gecelerinin Sesi: Boza’nın Faydaları ve Hikayesi
Boza’nın faydaları nelerdir? Probiyotik kaynağı, gribin düşmanı, kış gecelerinin vazgeçilmezi boza hakkında bilinmeyenler. Leblebi ve tarçınlı şifa.
Sokaklardan Yükselen O Mayhoş Ses: “Bozaaaa!”
Kış Gecelerinin Sesi: Boza’nın Faydaları ve Hikayesi– Pazartesi akşamı, günün yorgunluğu üzerinize çökmüş, dışarıda hava buz gibi… Tam o sırada sokaktan o tanıdık, o gür, o nostaljik ses yükselir: “Bozaaaa!” Bu ses sadece bir satıcı sesi değil, yüzlerce yıllık bir geleneğin, çocukluğumuzun ve kış mevsiminin ta kendisidir. Bardağa dökülürken o yoğun kıvamı, üzerine serpilen tarçının kokusu ve yanında çıtırdayan sarı leblebisiyle boza, bir içecekten çok daha fazlasıdır; bir kültürdür.
Peki, binlerce yıldır bu topraklarda tüketilen, Osmanlı ordusunda askerlere güç versin diye içirilen bozanın faydaları nelerdir? Sadece lezzetli olduğu için mi içiyoruz, yoksa atalarımız bu şifayı bildikleri için mi vazgeçemediler?

Darıdan Gelen Şifa: Doğal Probiyotik
Boza, özünde darı irmiği, su ve şekerin mayalanmasıyla elde edilir. İşte bütün sır o “mayalanma” (fermentasyon) sürecindedir. Boza, yaşayan bir içecektir. İçindeki faydalı bakteriler (probiyotikler), bağırsak florasını düzenler. “İkinci beyin” denen bağırsaklarımız mutlu olunca, bağışıklık sistemimiz de çelik gibi olur. Yani boza, kışın gribe, nezleye karşı en lezzetli kalkandır.
Anne Sütünü Artırır, Zihin Açar
Eskiler, yeni doğum yapmış annelere boşuna boza taşımazdı. Bozanın faydaları arasında en bilineni, anne sütünü artırıcı etkisidir. Ayrıca içerdiği yüksek B vitamini kompleksi sayesinde zihinsel yorgunluğu alır, sinirleri yatıştırır. Pazartesi sendromunu atlatıp gevşemek için birebirdir. Sporcular için de doğal bir enerji deposudur; içtiğiniz an kana karışır ve güç verir.

Neden Leblebi ve Tarçın?
Bozayı leblebisiz ve tarçınsız düşünmek imkansızdır. Bu üçlü tesadüfen bir araya gelmemiştir. Boza mayalı ve asidik bir içecek olduğu için, sarı leblebi mide asidini dengeler ve şişkinliği önler. Tarçın ise hem o mayhoş tada müthiş bir aroma katar hem de kan şekerini dengeleyerek bozanın içindeki şekerin etkisini yumuşatır. Atalarımız, lezzeti ve şifayı mükemmel bir dengede buluşturmuştur.
Vefa’dan Dünyaya
İstanbul’da “Vefa” semtiyle özdeşleşen boza, aslında Orta Asya’dan göçüp gelen Türklerin mirasıdır. Fatih Sultan Mehmet’in çok sevdiği, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde övgüyle bahsettiği boza, 17. yüzyılda İstanbul’da yüzlerce dükkanda satılırdı. Bugün o eski sokak satıcıları azalsa da, market raflarında veya tarihi bozacılarda bu lezzet yaşamaya devam ediyor.
Bu gece o sesi duyarsanız veya dolabınızda varsa, kendinize bir bardak doldurun. Üzerine bolca tarçın, yanına leblebi… O yoğun, ekşimsi tat damağınıza yayıldığında sadece şifa bulmayacak, aynı zamanda geçmişe, o eski güzel kış gecelerine kısa bir yolculuk yapacaksınız. Afiyet, şifa olsun!