Enflasyon Beklentileri 2026: Fed, ECB ve TCMB’nin Zorlu Sınavı
2025 yılının son ayına girdiğimiz şu günlerde, dünyanın en büyük ekonomik gündem maddesi hala masadaki yerini koruyor: Enflasyon. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan agresif faiz artışları, tedarik zinciri krizleri ve jeopolitik gerilimlerin gölgesinde, küresel ekonomi “yumuşak iniş” (soft landing) yapmaya çalışıyor.
Sadece Wall Street’teki bankacılar değil, İstanbul’daki esnaf, Berlin’deki fabrika işçisi ve Tokyo’daki memur da aynı soruya cevap arıyor: “Bu hayat pahalılığı ne zaman bitecek?”
Pazar kahvenizi yudumlarken; cüzdanınızı, yatırımlarınızı ve geleceğinizi doğrudan etkileyen enflasyon beklentilerine, Fed ve ECB’nin küresel hamlelerine ve elbette TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) Türkiye özelindeki kritik yol haritasına mercek tutuyoruz.
Küresel Devlerin İkilemi: Fed ve ECB
Ekonomi haberlerinde sıklıkla duyduğumuz “enflasyon düşüyor” cümlesi, sokaktaki vatandaş için bazen kafa karıştırıcı olabiliyor. Çünkü enflasyonun düşmesi, fiyatların ucuzlaması (deflasyon) anlamına gelmiyor; sadece fiyatların artış hızının yavaşlaması anlamına geliyor. Yani araba hala gidiyor, sadece gaza daha az basılıyor.
- ABD Merkez Bankası (Fed): Dünyanın patronu konumundaki Fed, 2025 boyunca istihdam piyasasını bozmadan enflasyonu %2 hedefine çekmeye çalıştı. Ancak “son kilometre” (last mile) denilen hedefe ulaşmak en zor kısmı. Fed şu an bıçak sırtında; faizleri erken indirirse enflasyon hortlayabilir, geç indirirse ekonomi resesyona (durgunluk) girebilir.
- Avrupa Merkez Bankası (ECB): Avrupa’da işler biraz daha karışık. Enerji maliyetleri ve sanayi üretimindeki yavaşlama, ECB’yi zorluyor. Avrupa, enflasyonla mücadele ederken aynı zamanda ekonomik büyümeyi tamamen durdurmama savaşı veriyor.
Türkiye Cephesi: TCMB ve Dezenflasyon Süreci
Gelelim bizi en çok ilgilendiren kısma, Türkiye ekonomisine. Türkiye, son yıllarda uyguladığı “sıkı para politikası” ile enflasyon canavarını kontrol altına alma mücadelesi veriyor. TCMB’nin kararlı duruşu ve piyasalarla kurduğu iletişim, 2025 yılında meyvelerini vermeye başladı ancak süreç, hane halkı için oldukça sancılı geçiyor.

TCMB’nin 2026 vizyonunda iki kritik hedef öne çıkıyor:
- Fiyat İstikrarı: Aylık enflasyon artışlarını kalıcı olarak düşük seviyelerde tutmak.
- Rezerv Artışı ve TL’ye Güven: Türk Lirası’nın reel değerlenmesi ve dolarizasyonun tersine çevrilmesi.
Vatandaşın hissettiği enflasyon ile açıklanan rakamlar arasındaki makasın kapanması, 2026’nın en büyük sınavı olacak. Kredi musluklarının kısıldığı, nakde ulaşmanın zorlaştığı bu dönemde, TCMB “acı reçetenin” sonuna gelindiği mesajını vermek istiyor. Ancak uzmanlar, faiz indirimleri için acele edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Erken bir gevşeme, bugüne kadar çekilen zahmetleri boşa çıkarabilir.
Yapışkan Enflasyon: Market Fişleri Neden Değişmiyor?
Ekonomik terimler bir yana, gerçeği mutfakta görüyoruz. Hizmet sektörü, kira ve gıda fiyatlarındaki “yapışkanlık” (sticky inflation), hedeflenen rahatlamayı geciktiriyor.
Özellikle hizmet enflasyonu (lokanta, ulaştırma, eğitim vb.), mal enflasyonuna göre çok daha inatçı bir seyir izliyor. Küresel emtia fiyatları düşse bile, işçilik maliyetleri ve geçmişe endeksli fiyatlama davranışları (“Zam gelecek beklentisiyle zam yapma”), etiketlerin aşağı inmesini engelliyor.
2026 ve Sonrası İçin Ne Beklemeliyiz?
Ekonomistlerin 2026 projeksiyonlarına baktığımızda iki ana senaryo öne çıkıyor:
- İyimser Senaryo: 2026’nın ortalarına doğru Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerde faiz indirim döngüsünün başlaması, kredi maliyetlerinin düşmesi ve alım gücünün (reel ücret artışlarıyla) toparlanması.
- Temkinli Senaryo: Enflasyonun inatçı seyretmesi durumunda, “daha uzun süre yüksek faiz” politikasının devam etmesi. Bu senaryoda büyüme yavaşlayabilir ancak fiyat istikrarı daha sağlam temellere oturur.
Tasarruf sahipleri ve yatırımcılar için 2026, “nakit akış yönetimi” yılı olacak. Borçlanma maliyetlerinin yüksek olduğu bu dönemde, plansız harcamalardan kaçınmak ve tasarrufları enflasyona karşı koruyan enstrümanlarda (Borsa, Altın, Fonlar vb.) çeşitlendirmek hayati önem taşıyor.
Unutmayalım; ekonomi sadece rakamlar değil, güven ve beklentilerin yönetimidir. Ve şu an piyasanın en çok ihtiyaç duyduğu şey: Sabır ve İstikrar.