Dolar 44,1928
Euro 50,5788
Altın 7.126,36
BİST 13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Çok Bulutlu
İstanbul
11°C
Çok Bulutlu
Sal 12°C
Çar 10°C
Per 10°C
Cum 9°C

Göze Düşen Yara – Tepegöz ve Basat

Eğitmen Araştırmacı Türkolog “Sabır; erdemli adam işidir.”
5 Mart 2026 10:30 | Son Güncellenme: 4 Mart 2026 15:50
123
A+
A-

Oğuz ilinde bir dev öldü. Amma o dev bir günde doğmadı. Her canavar dağda büyümez;
bazısı beşikte unutulur. Bu anlatı bir ölümün değil, bir doğuşun izini sürer.”

Tepegöz’ün gözünü kör ettiklerinde anası uzak bir tepenin başında dururdu. El uzatsa yetişemez, seslense duyuramazdı. Yanında periler vardı.

“Oğuz ilinde bir dev öldü. Amma o dev bir günde doğmadı. Her canavar dağda büyümez;
bazısı beşikte unutulur. Bu anlatı bir ölümün değil, bir doğuşun izini sürer.”

Tepegöz’ün gözünü kör ettiklerinde anası uzak bir tepenin başında dururdu. El uzatsa yetişemez, seslense duyuramazdı. Yanında periler vardı.
“Kaderdir,” dediler,
“yazı böyle yazılmıştır.”

Ana yüreği teskin tutmaz. O an Tepegöz’ün gözünden akanla ananın içinden akan bir oldu.
Oğlunun gözü karardığında perinin de bu dünyaya bakan ışığı söndü. Bedeni kaldı belki,
ama anası o gün evladıyla birlikte bu âlemden çekildi.

Günler geçti.

Basat’ın yiğitliği dokuz diyarın dokuz dağını aştı. Kervancılar, hanlar, saraylar onun adıyla doldu. İnsan yiyen canavarı öldüren yiğit diye anıldı. Haklı bir gurur taşıyordu. Nice bahadırın başaramadığını başarmıştı. Öz olmasa da üvey kardeşini öldürmüştü. Kardeş kanı ilk defa o gün dökülmemişti. Ziyana uğrayan kimdi, bunu Basat bilmezdi. O, belayı ortadan kaldırmış bir cigit olarak hayatına devam ederdi.

“Vakit geç oldu,” der Basat.
“Otağıma varayım. Can gözüm bekler yolumu.”

Gece soğuktur. Atına biner, yola koyulur. Yanında kırk yiğidi yoktur; konak yerinde bırakmıştır onları. Ormandan geçerken bir ışık ilişir gözüne. Usulca yaklaşır. Büyücek kaya üzerinde ağlayan bir peri görür. Şaşkındır. Cin çok görmüştür amma dişisini ilk kez görmektedir. Geri dönüp gitmek üzereyken peri seslenir:

“Ey koca Tepegöz’ü yenen koca yiğit Basat, nereye böyle?”

Basat olduğu yere mıhlanır.

Tepegöz

Ses ikinci kez gelir: “Ey koca yiğit… Sana diyorum.”

Basat yüzünü çevirir. “Otağıma gidiyorum. Sen ağlarken duydum da geldim,
rahatsız etmek istemedim.”

Peri hafifçe başını sallar. “Öyle gitmek olur mu, evladım? Otur hele.”

Basat bir an tereddüt eder. Bir adım atsa atına binecek, gidecektir. Lakin ayakları onu kayanın önüne götürür. Oturur.

“Buyur, güzeller güzeli, ışık saçan peri,” der.

Perinin gözünden bir damla yaş süzülür. Damla havada asılı kalır, Basat’ın avucuna iner.

“Aç avucunu,” der peri. “Neden ağlarım, sen de anla.”

Basat ürkekçe elini uzatır. Gözyaşı avucundadır.

“Şimdi alnına koy ve gözlerini kapa.”

Basat kararsız kalır. Sonra ise peri’nin dediğini yapar.

Bir ırmak akar önünde. Kuşlar cıvıldar, ağaçlar rüzgârla dans eder. Periler uçuşur, kelebekler çiçek kokusunda sarhoş olur. Arılar polenle dolu kanatlarını zor taşır. Her şey ölçülüdür.
Her şey yerli yerindedir. Derken bir bebek sesi yankılanır etrafa. Bu ses ne tam insan, ne tam peri. Tiz, acıklı, içli.

Periler başına üşüşür. Tek gözlü bir bebek. Korku ile merak arasında kalırlar. O sırada insanlar âleminden atlılar gelir. Bebeği saran koruyucu zara vururlar. Bir yan savunur,
bir yan almak ister. Anlar geçer. Savunma düşer. Zar çatlar. Ve bebek insan âlemine geçer.

Aruz Koca bebeği alır. Ne yaratık der ne insan. Sonunda evlat edinir. Lakin sevgi görmeden büyürken içi deki karanlıkta büyür. Horlanan sertleşir. Dışlanan kabuk bağlar. Sevilmedikçe bilmez, bilmedikçe öğrenmez. Zaman geçer. Bebek büyür. Canavar olur…

Ve nihayet Basat çıkar karşısına. Zaafı olan tek gözünden vurur ve öldürür…

Basat gözlerini açtığında başı öndedir kaldıramaz. Peri ona bakar.

“Ey oğul,” der, “gördün başıma geleni. Gördün büyüyen yarayı. Ne dersin şimdi?”

Basat’ın dili dönmez.

Peri konuşur:

“Zorla oldu, evladım. Lakin ben de ana değil miyim? İstemez miydim dizimin dibinde büyüsün? Sevgisiz büyüyen ağacın meyvesi acı olur, oğul. Ötekileştirilen öteki olur. Canını aldın. Belki gerekti. Lakin bil ki bu yara bir günde açılmadı.”

Basat’ın gözleri dolar.

Peri son kez söyler: “Yiğitlik yalnız kılıçta değildir, oğul. Anlamakta da vardır. Bir daha hüküm vermeden evvel sor kendine: Bu nasıl hâldir?”

Rüzgâr eser. Işık söner. Peri kaybolur. Basat yalnız kalır. Atına biner otağına döner. Otağa varınca olanları, hamisi olduğu insanlara anlatır. Dedem Korkut hikâyeyi duyar, Basat’ın obasına varır. Uzun uzun dinler. Günlerce susar, düşünür…

Derken bir gün Tanrı Dağı’ndan çıkar gelir. Obaya varınca od’un başında oturur. Korkut Ata uzun süre suskunca durur. Susar ki söz ağırlaşsın…

Sonra kopuzunu dizine koyar, Oğuz beylerine döner ve der ki:

“Ey Oğuz beyleri, işitin!

Yiğit Basat belayı kesti, lakin belanın kökü sizdedir.

Bir çocuk doğduğunda bakmadınız, büyüdüğünde korktunuz.

Hor gördüğünüzü dağa sürdünüz, dağ büyüttü onu.

Kılıçla çözdüğünüzü sandınız, amma kılıç yalnız son sözü söyler.

İlk sözü kim söyledi, onu sorun kendinize.

Töre yalnız ceza değildir, beyler; töre himayedir, töre merhamettir.

Beşiğe eğilmeyen oba mezara eğilmek zorunda kalır.

Görmezden gelinen her yara bir gün göze dönüşür.

Tepegöz

Ve o göz hep size bakar.”

Sonra kopuzun teline hafifçe vurur.

“Canavar öldü demeyin.
Eğer akıl uyanmazsa her çağ kendi Tepegöz’ünü doğurur.”

Sözünü bitirir.

Obada uzun süre kimse konuşmaz.
Diyecek söz kalmamıştır…

Derviş Korkut
(Öncü YILGIN)

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

  1. Ömer Güzel dedi ki:

    Kaleminize ,yüreğinize sağlık .Taşdelen ‘de şehit edilen öğretmenimizin üzüntüsü yaşarken,kendimizi sorgulamamızı sağladınız.

  2. Asena Çınar dedi ki:

    Dede Korkut anlatılarına bambaşka bir boyut kazandıran değerli yazarımız, teşekkür eder, devamının gelmesini temenni ederiz