Dolar 44,1749
Euro 50,5980
Altın 7.104,43
BİST 13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Çok Bulutlu
İstanbul
11°C
Çok Bulutlu
Sal 11°C
Çar 10°C
Per 10°C
Cum 9°C

Bir Yiğidin Boy Güncesi – Bamsı Beyrek Yaşasın

Eğitmen Araştırmacı Türkolog “Sabır; erdemli adam işidir.”
20 Şubat 2026 09:39
143
A+
A-

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; deve tellâl iken, pire berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, Bamsı Beyrek adında bir yiğit varmış ki adı anılsa toylar kurulmuş, kılıcı çekilse düşman titreşmiş.

“Bu söz, yazı için değil; yad etmek içindir. Duyulsun diye değil, unutulmasın diyedir. Töreyle yoğrulmuş, kaderle mühürlenmiş bir sözün yadıdır. Dede Korkut dilince söylenmiş, bugünün yüreğine bırakılmıştır.”

Tüm şehitlerimize rahmatle…

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; deve tellâl iken, pire berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, Bamsı Beyrek adında bir yiğit varmış ki adı anılsa toylar kurulmuş, kılıcı çekilse düşman titreşmiş.

Suulu bir gündü. Gün aydınlık, doğa ana müjdeleriyle gök kubbe içinden gülümsüyordu. Atların koşturması, kuşların ötüşmesi arasından yeni doğan bir bebeğin ağlaması duyuldu. Ses, yürekleri titreten bir feryat gibiydi. Doğadaki canlılar sanki donmuşçasına bu sesi dinliyordu; ağaçlar, çiçekler, arılar… Neredeyse tüm canlılar…

Bamsı Beyrek

Beyrek, Dedem Korkut’un ve Oğuzların duasının yüzü suyu hürmetine Tanrı’nın hediyesi olarak gözlerini açtı. Kim bilirdi ki zaman ona neler yazacaktı?

Bir başka evde de telaş vardı. Sanki o gün bolluk tanrısı tüm obayı kaplamış gibiydi. Süt ırmak, bal nehir olmuş; koyunlar, atlar ardı ardına yavrulamıştı. Kümesler bereketle dolmuş, obanın üstüne rahmet yağmıştı. Birden o ses duyuldu… Bu, Banu Çiçek’ti. Güneş daha bir güneş, gök daha bir mavi oluverdi.

“Çilenin sonunda aydınlık var!” dedi ebe. Peki ya öyle miydi?
Beşikten kertme, Tanrı önünde olma bir bağ ile bağlanan bu iki can, Oğuz diyarına bolluk ve bereket getirmişti. Huzur ve neşe her yeri kaplamıştı. Ancak bu kadar hızlı gelişen olayları gören biri daha vardı.
Korkut Ata, Tanrı Dağları’ndaki mabedinden süregelen tüm bu olayları izliyordu. Yalnızlığı sever, sessizlikte derin düşünceleriyle ibadet ederken huzuru bulurdu. Ateşe bir parça odun daha atmıştı ki kapı çalındı.

Kimdi bu gelen?

Yavaş adımlarla kapıya yöneldi. “Kimsin?” diye sormadan, keyiflice kapıyı açtı. Gelenler kadimlerdi. Önce Tanrı Ülgen içeri girdi; peşi sıra Umay Ana, Erlik, Ayaz Ata ve Yer-Su girdiler. Bazı zamanlar kadimler bir araya gelir, kaderin yolunu çizerlerdi. Bu zamanlar önceden kararlaştırılmış olurdu; özellikle her ayın son perşembesi, kader çizgisinin yeniden tayin edildiği gündü. Ancak bu ziyaret, Korkut Ata için beklenmedikti.
Baş Tanrı Ülgen ve kadimler yerlerine oturduktan sonra uzun bir sessizlik oldu. Korkut Ata merakla bekliyor, kimin söze gireceğini düşünüyordu. Sessizliği Tanrı Ülgen bozdu:

— Korkut Ata… Dualarınızı kabul eyledik. İki Oğuz beyine iki evlat verdik. Mamafih bir sorunumuz var. Bu gençlerin bir olması öyle kolay olmamalı. Kaderi çizdik, yazgıyı düzdük, yola revan olduk. Lakin onların doğumu bu kaderin karmasını bozar. Varlıkları, çok isteyenlerin dileğiyle; Umay Ana’nın ricası, benim de rızamla oldu. Hal böyleyken yazgıya girmeleri, kadere dâhil olmaları ve karmayı bozmamaları gerekir…
Bir süre sessizlik oldu. Söze Umay Ana girdi:

Bamsı Beyrek

— Yüce Tanrı Ülgen’in müsaadesiyle… Korkut Ata, bu bebekler bir çile görmeli. Birbirinin karmasına dâhil olmalı. Yoksa duaların kabulü, onların canlarına mâl olur.

Erlik, ateşin başında, arkası dönük hâlde söze girdi. Alevler birden duman verip yükseldi:
— Korkut Ata, benden çok Korkutan Ata… Ben derim ki Beyrek bir dizi yoldan geçsin. Çile çeksin; yoktan öldü bilinsin, kanı değmemiş beze kanı densin, zincirlere vurulsun, aç kalsın, gün görmesin. Türlü işkenceler yaşasın ama ölmesin. Sabrederse, sonunda Banu’suna varı versin.
Yine sessizlik oldu. Ayaz Ata söz aldı:
— Soğuğu yaşatayım; kanını dondurayım, zinciri buz edeyim. Ciğeri sönecek olsun, gözleri görmeyecek kadar solsun; ateşi görmesin, soğuktan tiril tiril titresin…
Söze Yer-Su girdi:
— Korkut Ata… Yağmur dinmez olur başına, rüzgâr yedirmez olur aşına. Od yanmaz, toprak vermez, giden dönmez. Dağların sesi duyulmaz, bereketsiz yurda varılmaz. “Var” de ki olur, “olmaz” de ki ben ederim. Nehirler kurur, güneş geceye döner, ekin biçilmez, sular içilmez olur…
Sözler bitince Korkut Ata kadimlerin önünde diz vurdu, baş eğdi, söz istedi:
— Dilerim ki başı sonu bir olsun. Tanrım Ülgen can olsun, Umay Ana yol olsun, Ayaz Ata güz olsun; Erlik’in ateşi, Yer-Su Oğuz’a nuş olsun. Belli bir kader vardır elbet; karma bozulmaz kuraldır. Türk’ün töresi yazgıdır. Bendeniz sizlerin kararına uyarım. Ancak dilerim ki Beyrek sonunda şehit olsun; göklerde yeri, abedimizde otağı kurulsun…
Kadimler bu isteği uygun buldular. Od başına geçtiler, yazgıyı yeniden dizdiler, kaderin yolunu çizdiler…
Yıllar aktı, kader yürüdü, yazgı yerini buldu. Toy gününde Beyrek’in kaftanı altın gibi parlıyordu. Öyle büyük bir toy oldu ki… Beyrek, güne gelene kadar Banu Çiçek’in ağabeyi Deli’nin ettiklerini düşündü; bitlerle kaplı bedeniyle koca adamın suya koşmasını hatırlayıp kahkahalara boğuldu.

Şimdi ise hayat yoldaşını beklediği otağda, yorgun düşmüş, bir başına kalmıştı.
— Uyu! diye bir ses işitti kulağında.
— Uyu… dedi ses. Zira uyanışın ağır olacak.

Bu, Erlik’in sesiydi…

On altı sene… Nice acıların yaşandığı uzun bir yol. Kışlar sert ve çetin, yazlar yakıcı ve kavurgandı. “Rızkım var ki hayattayım, hamd olsun Rabbime,” derdi içinden. Elleri kavuşmasa da duasını ederdi. Sakalları akla dolmuştu amma umudunu hiç yitirmedi.

Yine böyle bir gün, gerçekle hayal arasında iken, “Uyan yiğidim! Banu Çiçek yalancıya varacak,”
diye bir ses duydu. O ilk duyduğu sese benzemeyen bu sesle irkildi. Gözlerini açtığında, atının üstünde dörtnala Oğuz diyarına yoldaydı. Ardından gelen oklar ona yetişemedi. Vardı diyara. Kılı kırk yardı; giydi, çıkardı; aldı, söyledi. Onun postunu buna, şunun kinini ona giydirdi. An geldi yayını gerdi, okları ikiye yardı okuyla; an geldi söz söyledi, sesini ateşe savurdu.

“Ölmedim!” dedi haykırarak. “Ölmedim!”

Yalancının mumu yatsıya kadar yanmıştı. Yiğitlerini kurtardı, toy eyledi. Günler bolluk ve bereket içinde geçti gitti. Kazan’ın yoldaşı oldu; onu hiç terk etmedi. Kah surları aştı, yaktı yıktı; kah dağları aşıp en nadide armağanları dostuna ulaştırdı. Yiğitlerinin aileleri oldu, obası büyüdü; namı yürüdü, şanı arttı. Sakalına aklar düştükçe düştü. Hayatı değiştikçe değişti. Ona düşman oldular. Dostları vardı elbet; amma su uyudu,
düşmanları uyumadı. Hep beklediler o an gelsin diye…

Aruz Koca nemruttu. Kıskançlığı bilinirdi; haset ve namertti. Adı gibi koca, aç gözleri vardı.
Doymak bilmezdi. Rabbin dağıttığı her rızka göz ederdi. Yağmanın çoğunu ister, yemeğin
iyisini yer; en güzeli, en şahanesi onun olsun isterdi.

Bu doyumsuzluk onu bir noktaya getirdi ki, bu nokta kibrinin sonunda canına değecekti. Plan
yaptı; kaba gücüyle akıl çaldı. İhanet edecekti. Ondan başkası asla çoğunu elde edemezdi.
Etmemeliydi… Oysa Yaradan’ın nimetleri herkese yeterdi.
Tanrı Ülgen ona bol bol verdi ki sesi kesile. Kesilmedi. Böylelikle Kazan’a kazan kaldırmaya
karar verdi. Haber etti: “Beyrek gelsin,” diye. Karanlığın içinden kırk atlı düştü Bamsı
Beyrek’in peşine. Yollar bitti, obalar geçildi. Ötede bir od ışığına doğru kırk atlı yiğit atıldı…
“Kazan’ı satacaksın! Yüzünü döneceksin, ona sırttan bakacaksın. Düşünmeden ona kılıç
vuracaksın!” dediler.

“Öldüreceksin; dostunu, yoldaşını, yeminlerini hiçe sayacaksın!” diye yüklendikçe
yüklendiler.
O ise dostluğu, yemini ve yoldaşlığı asla terk etmedi.
“Yapmam,” dedi.
“Yapmam! Kanım aksın ki yapmam!”
Aksakalından tuttular; onun canını bir hamlede aldılar…
Gök öyle bir kükredi ki yer yarıldı. Dağlardan kayalar, onu öldürenlerin başına yığıldı. Boran
oldu anlarca; obalar söküldü, hayvanlar telef oldu. Çadırların içindeki od, bir yanardağ gibi
büyüdükçe büyüdü; her yanı yaktı, yıktı.

Yeni doğanların nefesi durdu, sesleri soldu. Bu ihanetti; amma Korkut Ata’nın duasıdır diye
kabul gördü. Sol yanından akanlar nehirlere dönüştü.
Beyrek şehit düştü…
Beyrek’in soyu soylandı, adı da aşkı da boylandı. Ocağı hep tüttü, namı kulaktan kulağa tüm
diyarları dolandı. Gün’e geldi, Korkut Ata’dan bize boyları yadigâr kaldı…
Dedem Korkut Ata Oğuzeli’ne geldi. Oğuz nameyi düzdü, koştu.
Yom vereyim, hanım:
Ey göğü direksiz, yeri temelsiz tutan Gök Tengri…
Yiğit canını yolda verenin yazgısını yarım bırakma.
Beyrek gibi doğruluktan dönmeyenin
kılıcı kırık olsa da adını kırdırma.
Namert elinden düşenin adını meclisinde an;
çocuklara cesaret, gençlere sabır eyle.
Bize düşen:
ihaneti unutmamak,
kini çoğaltmamak,
hakkı eğmemektir.
Şehit düşenin canını yücelt, geride kalanın gönlüne metanet ver.
Yeni neslin yolunu
kör cesaretle değil,
akıl, vicdan ve töreyle aç.
Adımızı unutturma, utancımızı çoğaltma.
Ocağımız tütsün, soyumuz sürsün,
sözümüz dosdoğru olsun.
Amin deyip susalım;
gerisi Tanrı’ya kalsın…

Derviş Korkut (Öncü YILGIN)

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

  1. Ayaz dedi ki:

    Amin, amin, amin

  2. Yakup dedi ki:

    AMİN

  3. Zeynep dedi ki:

    Diğer Dede Korkut boylarının da gelmesi temennisiyle… Teşekkürler, kaleminize sağlık

    ve amin

  4. Ömer dedi ki:

    Elinize ,emeğinize,kaleminize sağlık.

  5. Alpaslan dedi ki:

    Kalemine saglık.

  6. İskender Alkan dedi ki:

    Sadakat, sabır, kader ve şehadet gibi evrensel değerleri etkileyici biçimde hatırlatıyor. Duygusu, anlatımı ve sembolik zenginliğiyle oldukça etkileyici bir çalışma.Tebrik Ederim.

  7. Dr. Nükhet Doğru dedi ki:

    Hocam devam edersiniz inşallah. Emeğinize sağlık.