İstanbul Baraj Doluluk Oranları Alarm Veriyor
İstanbul baraj doluluk oranları kritik seviyelerde mi? Beklenen kar yağışı ve su krizi riskine karşı uzman uyarıları ve tasarruf rehberi.
İstanbul Baraj Doluluk Oranları Alarm Veriyor – 2026 yılının Ocak ayını geride bırakmaya hazırlandığımız şu günlerde, İstanbulluların gözü kulağı meteorolojiden gelecek yağış haberlerinde. Kış mevsiminin ortasına gelmemize rağmen beklenen o yoğun ve bereketli yağışların henüz düşmemesi, 16 milyonluk megakentin su rezervlerini tehdit ediyor. İSKİ verilerine göre İstanbul baraj doluluk oranları, mevsim normallerinin altında seyrederek tehlike çanlarının çalmasına neden oluyor. İklim değişikliğinin etkilerini artık teorik bir bilgi olarak değil, doğrudan musluğumuzdan akan suyun debisinde hissettiğimiz bir dönemden geçiyoruz.

Barajlarda “Dip Suyu” Tehlikesi
İstanbul’un su ihtiyacını karşılayan Ömerli, Terkos, Darlık, Büyükçekmece gibi kritik barajlardaki su seviyeleri, sadece bugünü değil, önümüzdeki yazı da riske atacak düzeylere inme eğiliminde. Uzmanlar, barajlardaki doluluk oranının belirli bir seviyenin altına düşmesi durumunda, suyun kalitesinin bozulabileceği ve “dip suyu” olarak adlandırılan tortulu kısmın şebekeye verilme riskinin doğabileceği konusunda uyarıyor.
Özellikle Trakya bölgesindeki barajların (Kazandere, Pabuçdere) kurumaya yüz tutması, İstanbul’un Avrupa yakasındaki su stresini artırıyor. Melen Çayı’ndan aktarılan suyun can suyu olduğu bir gerçek; ancak Melen projesinin de kuraklık dönemlerinde tek başına kurtarıcı olamayacağı aşikar. Su, sadece içmek veya yıkanmak için değil; sanayinin çarklarının dönmesi, tarımsal üretim ve hijyenin sürdürülebilmesi için hayati bir kaynak.
Kar Yağışı Çare Olacak mı?
Meteoroloji uzmanları, önümüzdeki günlerde Balkanlar üzerinden gelecek soğuk hava dalgasıyla birlikte İstanbul için kar yağışı ihtimalinden bahsediyor. Kar yağışı, yağmura göre barajlar için çok daha kıymetlidir. Yavaş yavaş eriyen kar, toprağın derinliklerine süzülerek yeraltı sularını besler ve baraj havzalarına daha verimli bir şekilde ulaşır. Ancak, bir iki günlük kar yağışının, aylardır süren kuraklığın açtığı açığı kapatması matematiksel olarak mümkün görünmüyor. Barajların “güvenli bölge” sayılan seviyelere ulaşması için haftalarca sürecek istikrarlı yağışlara ihtiyaç var.
Bireysel Tasarruf: Damlaya Damlaya Göl Olur
Peki, biz vatandaşlar olarak bu tablo karşısında çaresiz miyiz? Kesinlikle hayır. “Benim tasarrufumla ne değişir?” yanılgısına düşmemek gerekiyor. 16 milyonluk bir şehirde, her bireyin günde sadece 1 litre su tasarruf etmesi, günde 16 milyon litre, ayda ise yaklaşık yarım milyon metreküp suyun barajda kalması demektir. Bu, devasa bir rakamdır.

Tasarruf için yaşam kalitenizden ödün vermenize gerek yok. Diş fırçalarken veya tıraş olurken musluğu kapatmak, günde ortalama 15-20 litre su kurtarır. Bulaşık makinesini tam doldurmadan çalıştırmamak, sebze ve meyveleri akan suyun altında değil bir kapta yıkamak, duş süresini 1 dakika kısaltmak gibi basit önlemler, toplam tüketimde %30’a varan düşüş sağlar. Ayrıca, evdeki sızdıran muslukları ve rezervuarları tamir ettirmek de görünmez israfı önlemenin en etkili yoludur.
Gelecek İçin Suyu Yönetmek
Su krizi, İstanbul’a özgü bir durum değil, küresel bir sorundur. İklim değişikliği ile birlikte yağış rejimleri değişiyor; yağmurlar artık daha az sıklıkla ama “afet” boyutunda yağıyor, bu da suyun tutulmasını zorlaştırıyor. Yerel yönetimlerin altyapı yatırımları kadar, bireylerin su bilincinin artması da bu mücadelenin temel taşıdır.
Bugün musluğu açtığımızda suyun akıyor olması, yarın da akacağının garantisi değildir. Barajlardaki grafiklerin yükselmesi için gökyüzüne dua ederken, yeryüzünde de israf musluklarını sıkıca kapatmamız gerekiyor. Su, gelecektir; geleceğimizi boşa akıtmayalım. İstanbul Baraj Doluluk Oranları Alarm Veriyor