Çek Bir Sünger Geçmişe
Çocukluk travmalarının bugünü yönetmesine izin verme. Mutlu bir gelecek ve sağlıklı ilişkiler için farkındalığını artır, çek bir sünger geçmişe.
Çek Bir Sünger Geçmişe
Çek Bir Sünger Geçmişe – Çocukluktan kalan yaşantılarımızın oluşturduğu travmaların bilinçaltımıza yerleşerek hayata bakış açımızı oluşturduğu gerçeğini artık hepimiz biliyoruz. Bugün en vasat televizyon dizisi senaryolarında bile hayatında öyle ya da böyle problemler yaşayan, etrafındaki insanlara kan kusturan, en yakınlarına türlü eziyetler eden, vahşi görünümlü insanların mutlaka çocuklukta yaşamış olduğu bir olumsuzluktan dolayı bu hale geldiğini belirten bir sahneye şahit olursunuz.
Ya da o meşhur cümle; çocukluğuna inmek lazım! Her ne kadar arkadaş ortamlarında espri maiyetinde kullanılsa da gerçek bu. Yetişkinlik yaşamınızda sizin bile anlam veremediğiniz, saçma bulduğunuz, kontrol edemediğiniz bir davranışınız ya da duygu durumunuz varsa çocukluğunuza hatta bebeklik döneminize inmek gerçekten faydalı olabilir.
Çünkü hatırlamadığımız bu dönemde, maruz kaldığımız her türlü olay bilinçaltımıza yerleşir ve özellikle GÜVEN konusunda bize ileride yol göstermek için hazırolda bekler.

Bu dönemi birçok kuramcı kendi çözümlemelerine göre isimlendirmiş ve üzerinde ısrarla durarak güven duygusunun yaşamın ilk iki yılını kapsayan bebeklik döneminde oluştuğunu belirtmişlerdir.
Bebeklik Dönemi, Oral Dönem, Temel Güvene Karşı Güvensizlik gibi isimlerle belirtilen yaşamın ilk iki yılında özellikle anne ile güvenli bağ kuramayan birey genel olarak dünyaya karşı güvensiz bir yapı ile büyür ancak bunun sebebini bilemez. Yetişkinlik dönemlerinde de olumsuz yaşantılarla karşılaştığında, bu hissiyatını güçlendirir ve işler iyice sarpa sarar.
Ben Olmadan Biz Olmaya Çalışmayın
Yukarıda bahsetmiş olduğumuz durum, günümüz kadın erkek ilişkilerine de yansıyarak kişilerin biz olma olgusunun önüne geçiyor. Her iki tarafta kendisine savunma mekanizmalarından oluşan bir koruma kalkanı yaratıp, güvenli alanından çıkmak istemiyor. Bunun en büyük sebeplerinden bir tanesi bilinçaltında var olan güvensizlik hissi. Gerek kendi yaşadıkları, gerekse etrafında görmüş olduğu olumsuz örneklerden edindiği dolaylı cezalar bu hissi daha da güçlendirerek kendisini tam olarak karşı tarafa açmasının önüne geçiyor.
Bu durum; kişi her ne kadar gerçekte mutlu olmak istese de genelde mutsuzlukla sonuçlanıyor. Çünkü kişi kendi özünde mutlu değil. Bilinçaltında oluşturmuş olduğu güvensizlik hissi, kişi tam mutlu olacakken ve kendini bırakacakken olaya el atıyor ‘’Hop dur bakalım dostum bu da yalan söylüyor olabilir. Sakın gardını indirme! ‘’.
Bu uyarıyı oldukça rahatsız edici bir his olarak yaşayan kişi değişen duygu durumunu direkt olarak, içinde bulunduğu ilişkiye yansıtarak biz olmaktan dönem dönem uzaklaşabiliyor. Zaman içinde hem kişiler yıpranıyor hem de kurmak istedikleri ilişki. Biz olmaya çalışmadan önce ben olmayı öğrenmek bunun gibi durumlar için yapılması gereken ilk şey.

Peki, nasıl BEN olunur?
Bu durum temelde direkt sizin elinizde olan bir şey değil. Burada çocukluğunuzda maruz kaldığınız ebeveyn tutumu etkisini oldukça güçlü hissettiriyor. Eğer sizinle bebeklik döneminde güvenli bağ kurulduysa, bebeklik döneminden sonra gelen çocukluk döneminde karşınıza çıkan problemleri çözmenize izin verildiyse, zorluklarla baş edebilme beceriniz desteklendiyse, hayatta her şeyin istediğiniz gibi olmayabileceği algısı oluşturduysa işiniz daha da kolay.
Çünkü böyle yetiştirildiyseniz büyük ihtimalle yaşamsal farkındalığınız yüksektir ve olumlu benlik algısına sahip bir bireysiniz demektir. Hayatta yol alırken insanlara güvenmek zorunda olduğunuzu ama bunun her zaman olumlu sonuçlanmayabileceğini biliyorsunuz demektir. Herhangi bir olayda başarısızlıkla karşılaşabileceğinizi ama yeniden denemenize hiçbir şeyin engel olamayacağını biliyorsunuz demektir.
Bu farkındalığa sahip bireyler ne kadar hayal kırıklığı yaşarlarsa yaşasınlar tekrardan yola devam etme gücünü kendi benliklerinde bularak hayatlarına devam ederler. Bu farkındalığı sahip olmayan bireyler ise olumsuzluklar karşısında hemen düşüp, yeniden kalkmakta zorlanırlar. Çoğu zaman toparlanmış gibi görünüp yeni yollara girip yolda kendilerini ve etrafındakileri kırıp dökme eğiliminde olurlar. İşin garip tarafı farkındalığı olmayan diye bahsetmiş olduğumuz bireylerin hayatlarındaki olumsuzlukların farkında olduğudur.
Çek Bir Sünger Geçmişe
Bu bireylerin sıkıntısı olumsuzluğa neden olan şeyleri anlamlandıramamaktır ki işte bu tam olarak bilinçaltının oyunudur. Eğer genel olarak bu tarz sıkıntıları üste üste yaşıyorsanız, neden hep bunlar benim başıma geliyor diyorsanız, genel olarak hayat yolunda ilerlerken yeni girişimlerde bulunmaktan kaçınıyorsanız özünüze dönme ve farkındalığınızı arttırma zamanı gelmiş demektir.
Bu duruma gelmeniz sizin suçunuz olmayabilir ancak bu durumdan çıkmak sizin elinizde. Yaşamda her olumsuzluğun olabileceğini, bu olumsuzlukların kişiyi daha da güçlendirici durumlar olduğunun farkında olmanız bireysel gelişimizi olumlu etkileyecektir. Bazen kişi bu gibi durumlarda kendisine yardımcı olamayabilir.
Farkındalığı oluşturabilse bile bebeklik döneminde oluşan travmaları kişi kendi başına ortadan kaldıramaz ki bu çok normal bir durumdur. Böyle bir durumda mutlaka bir uzmandan destek alınması gerektiği unutulmamalıdır. Böylelikle kişi önce ben olma bilincine sahip olur ve ben olmayı başarabildikten sonra gerek duygusal, gerek sosyal ilişkilerinde daha sağlıklı tavırlar sergileyebilir ve biz olma olgusunu da kazanabilir. Çünkü insan sosyal bir varlıktır.