Nuri Bilge Ceylan Sineması: Uzun Bakışlar ve Derin Sessizlik
Nuri Bilge Ceylan Sineması: Uzun Bakışlar ve Derin Sessizlik – Pazar öğleden sonrasının o mayışık, sakin ve biraz da melankolik havasına en çok yakışan şey nedir derseniz, cevabımız bellidir: İyi bir film. Ama öyle gürültülü, efektli, hızlı kurgulu değil; insanı durup düşündüren, ruhuna ayna tutan bir film. İşte tam bu noktada, dünya festivallerinde ayakta alkışlanan, göğsümüzü kabartan Nuri Bilge Ceylan sineması devreye giriyor.
Çoğu izleyici ilk bakışta, “Bu filmler çok yavaş, hiçbir şey olmuyor, sadece rüzgar esiyor” diye düşünebilir. Haksız da sayılmazlar; Hollywood’un o baş döndürücü hızına alışmış gözlerimiz için Nuri Bilge Ceylan (NBC) filmleri, adeta zamanın donduğu bir evren gibidir. Ancak o “yavaşlığın” içinde, aslında hayatın ta kendisi saklıdır. Bugün, bu filmleri “sıkıcı” bulanlara inat, o uzun bakışların ve derin sessizliklerin altında yatan büyüleyici dünyayı konuşacağız.
Neden Bu Kadar Yavaş? (Hayatın Gerçek Ritmi)
Bir düşünün; hayatınızın en önemli anlarında, en büyük kırılmalarında arka fonda epik bir müzik mi çalar, yoksa derin bir sessizlik mi olur? Kavga ettikten sonraki o suskunluk, bir haberi beklerken geçen o bitmek bilmeyen dakikalar… Nuri Bilge Ceylan sineması, hayatı olduğu gibi, makyajsız ve filtresiz aktarır.

Onun filmlerinde kamera bir karakterin yüzünde dakikalarca kalabilir. Çünkü yönetmen bize şunu söyler: “Acele etme. Bak. Gerçekten bak. O yüzdeki çizgide, o gözdeki titremede söylenmemiş binlerce kelime var.” Hız, detayları öldürür; yavaşlık ise görünür kılar. NBC filmlerini izlemek, bir aksiyon filmi izlemek gibi değil, bir meditasyon yapmak gibidir. Sabrederseniz, ödülünüz büyük olur.
Her Kare Bir Fotoğraf Tablosu
Nuri Bilge Ceylan’ın sinemacı olmadan önce fotoğrafçı olduğunu biliyor muydunuz? Filmlerindeki o muazzam görselliğin sırrı buradadır. Rastgele çekilmiş tek bir sahne bile yoktur.
“Kış Uykusu”ndaki o karlı Kapadokya manzaraları, “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmindeki o sarı bozkır gecesi veya “Ahlat Ağacı”ndaki sonbahar yaprakları… Her biri, duvara asılacak birer yağlı boya tablosu gibidir. Pazar günü televizyonunuzda bir NBC filmi açtığınızda, sadece bir hikaye izlemezsiniz; aynı zamanda 3 saatlik bir resim sergisi gezmiş olursunuz. Işığın kullanımı, gölgelerin dansı ve renklerin dili, diyaloglardan çok daha fazlasını anlatır.
Taşra Sıkıntısı: Gitmek mi Zor, Kalmak mı?
NBC filmlerinin ana omurgası genellikle “Taşra Sıkıntısı” üzerinedir. Küçük kasabalara sıkışmış, büyük hayalleri olan ama o hayallere ulaşacak gücü veya cesareti olmayan insanların hikayesidir bu.

Hepimiz biraz o karakterler gibi değil miyiz? Olduğumuz yerden memnun değiliz ama gitmeye de korkuyoruz. “Ahlat Ağacı”ndaki Sinan karakteri gibi, hem doğduğumuz yeri küçümsüyoruz hem de dönüp dolaşıp yine oraya geliyoruz. Nuri Bilge Ceylan sineması, insanın bu “arada kalmışlık” halini o kadar iyi anlatır ki, Çanakkale’nin bir köyündeki öğretmenin derdini, İstanbul plazalarında çalışan biri de kalbinde hisseder. Çünkü mekan değişse de, insanın varoluş sancısı değişmez.
Hangi Filmle Başlamalı?
Eğer bu evrene henüz giriş yapmadıysanız, doğru filmle başlamak önemlidir.
- Bir Zamanlar Anadolu’da: Bir cinayet soruşturmasını anlatır ama aslında bir “bürokrasi ve insan” eleştirisidir. En sürükleyici ve diyalogları en güçlü filmlerinden biridir.
- Kış Uykusu: Altın Palmiye ödüllü bu başyapıt, aydın ve halk arasındaki uçurumu, gururu ve vicdanı sorgular. Biraz uzundur ama Haluk Bilginer’in oyunculuğu ders niteliğindedir.
- Ahlat Ağacı: Baba-oğul ilişkisi üzerine çekilmiş belki de en gerçekçi filmdir. Final sahnesi, Türk sinema tarihine geçmiştir.
Sonuç: Bakmayı Öğrenmek
Nuri Bilge Ceylan filmleri, bittiğinde hemen ayağa kalkıp işinize dönebileceğiniz filmler değildir. Jenerik akarken koltukta öylece kalırsınız. Sizi kendi hayatınızla, kendi sessizliklerinizle yüzleştirir. Bu Pazar, kendinize bir iyilik yapın. Telefonu sessize alın, perdeleri çekin ve bu görsel şölenin içine dalın. Belki de o “sıkıcı” denilen sessizlikte, kendi sesinizi duyacaksınız.