Dolar 43,4247
Euro 52,1290
Altın 7.736,67
BİST 13.544,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
16°C
Hafif Yağmurlu
Cum 12°C
Cts 8°C
Paz 8°C
Pts 7°C

Serpme Kahvaltı: Keyif mi, İsraf mı?

Masada kalanlar nereye gidiyor? Serpme kahvaltı israfı hem cebinizi hem doğayı yakıyor. Hafta sonu planı yapmadan önce bu gerçekleri mutlaka okuyun.

Serpme Kahvaltı: Keyif mi, İsraf mı?
10 Ocak 2026 17:00 | Son Güncellenme: 17 Ocak 2026 22:26
75
A+
A-

Serpme Kahvaltı: Keyif mi, İsraf mı? – Hafta sonu geldiğinde Türk insanının en büyük hobisi, en büyük ödülü bellidir: Uzun, keyifli bir kahvaltı. Sosyal medya hikayelerine bakıyoruz; masanın bir ucundan diğer ucuna uzanan tabaklar, çeşit çeşit reçeller, peynirler, sucuklar… Görüntü şahane, iştah kabartıcı. Mekana gidiyoruz, kişi başı 500, 600, belki 1000 liraları gözden çıkarıyoruz. Garsonlar masayı donatıyor, kuş sütü eksik. İlk yarım saat her şey harika.

Peki ya sonra? Karnımız doyduğunda, o masaya şöyle bir geriye yaslanıp baktığımızda ne görüyoruz? Dokunulmamış peynirler, sadece tadına bakılmış reçeller, yarısı yenmiş ekmekler ve soğumuş menemenler. İşte o an, midemizdeki tokluk hissinin yerini vicdanımızdaki sızının alması gerekiyor. Çünkü o masada kalanların akıbeti, düşündüğünüzden çok daha karanlık. Bugün, modern çağın “görgüsüzlük” ile “keyif” arasına sıkışmış ritüeli olan serpme kahvaltı israfı konusunu, cebimizden çıkan parayı ve çöpe giden milli serveti konuşacağız.

Masanın Yarısı Çöpe Gidiyor

İstatistikler acı gerçeği yüzümüze vuruyor: Türkiye’de serpme kahvaltı veren mekanlarda, masaya gelen yiyeceklerin ortalama %40’ı çöpe gidiyor. Yanlış duymadınız, neredeyse yarısı! Evde bir dilim ekmeği çöpe atarken eli titreyen bizler, dışarıda parasını verdik diye bu israfa göz yumuyoruz.

Serpme Kahvaltı

O minik tabaklarda gelen 5 çeşit reçelin hepsini gerçekten yiyor musunuz? Yoksa sadece “masada bulunsun, renk olsun” diye mi geliyor? O 4 çeşit zeytinin hepsi bitiyor mu? Bitmiyor. Biz sadece “seçenek” istiyoruz, “bolluk” görmek istiyoruz. Ama bu göz doyurma çabası, dünyadaki açlık gerçeğiyle yan yana koyulduğunda büyük bir trajedidir. Yılda milyarlarca liralık gıda, sırf “fotoğrafta güzel dursun” diye israf ediliyor.

Ya Çöpe Gitmiyorsa? (Daha Korkunç Senaryo)

İsrafın bir boyutu çöp ise, diğer boyutu da hijyendir. Bazı işletmeler (hepsini tenzih ederiz ama bu bir sektör gerçeğidir), dokunulmamış veya temiz görünen ürünleri çöpe atmaya kıyamaz. Sizin masanızdan dönen o zeytinler, peynirler, bal kâseleri mutfakta “elden geçirilip” bir sonraki müşterinin, belki de sizin masanıza tekrar gelebilir.

“Ben dokunmadım ki, temiz” demeyin. O tabağın üzerinde konuşuldu, öksürüldü, belki çatalın ucu değdi. Serpme kahvaltıda önünüze gelen ürünlerin ne kadarının “ilk kez” sizin masanıza geldiğini asla bilemezsiniz. Bu “geri dönüşüm” riski, serpme kahvaltının görünmeyen hijyen tuzağıdır.

Hesap Geldiğinde Yaşanan Şok

İşin bir de ekonomik boyutu var. 4 kişilik bir aile, ortalama bir mekanda serpme kahvaltıya gittiğinde ödediği hesapla, evinin bir haftalık, hatta belki 10 günlük pazar/market alışverişini yapabilir. O paraya marketten en kaliteli Ezine peynirini, en doğal balı, en iyi sucuğu alıp evde krallara layık bir sofra kurabilirsiniz. Üstelik artanları dolaba kaldırıp hafta içi de yersiniz. Dışarıda ödediğiniz o fahiş fiyatın büyük kısmı yediğiniz yemeğe değil; manzaraya, garsoniyeye ve en çok da çöpe giden o %40’lık israfın maliyetine gidiyor. İşletme, çöpe atacağı malın parasını da baştan sizden alıyor.

Çözüm: “Seçme” Kahvaltı (Alakart)

Peki, dışarıda kahvaltı yapmayalım mı? Sosyalleşmeyelim mi? Elbette yapalım. Ama “Serpme” dayatmasına karşı duralım. Dünyanın en medeni yöntemi olan “Seçme Kahvaltı” (Alakart) modeline dönelim.

Menüyü elimize alalım. Canımız ne çekiyor? Söğüş tabağı, sahanda yumurta, biraz beyaz peynir. Sadece bunları sipariş edelim. Hem masamız daha ferah olur, hem gerçekten canımızın çektiği taze ürünleri yeriz, hem de hesabımız yarı yarıya düşer. Ve en önemlisi; kalkarken tabağımızda vicdan azabı bırakmayız.

Ev Kahvaltısının Samimiyeti

Ya da bu hafta sonu bir değişiklik yapın. O parayı dışarıdaki betona ve gürültüye vermeyin. Sabah erkenden kalkın, fırından sıcak simit veya taze ekmek alın. Çayı demleyin. Güzel bir menemen yapın. Balkonunuza veya salonunuza kurulun.

Serpme Kahvaltı

Evdeki kahvaltının samimiyeti, dışarıdaki hiçbir lüks mekanda yoktur. Pijamalarla, acele etmeden, gürültüden uzak yapılan o sohbetin tadı, o 30 çeşit reçelde bulunmaz.

Sonuç: Bilinçli Tüketici Olun

Yarın sabah o siparişi verirken bir kez daha düşünün. Garsona “Biz serpme istemiyoruz, ortaya bir mıhlama, bir de peynir tabağı alalım, yetmezse söyleriz” deme cesaretini gösterin. Bu hem cebinize, hem sağlığınıza hem de dünyaya yapacağınız en büyük iyiliktir. Afiyet olsun, israf olmasın.

Derinlik.net

Derinlik.net; tarafsız, güvenilir ve özenle seçilmiş içerikleriyle okurlarına hayatın farklı alanlarında gerçek bir perspektif sunan bağımsız bir dijital yayın platformudur.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.