Dolar 43,4247
Euro 52,1290
Altın 7.736,67
BİST 13.544,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
16°C
Hafif Yağmurlu
Cum 12°C
Cts 8°C
Paz 8°C
Pts 7°C

Dijital Çağda Dikkat Süresi Kısalıyor mu? Ekran Bağımlılığına Rağmen Derin Öğrenme Mümkün

Dijital Çağda Dikkat Süresi Kısalıyor mu? Ekran Bağımlılığına Rağmen Derin Öğrenme Mümkün
21 Aralık 2025 09:30 | Son Güncellenme: 29 Aralık 2025 23:29
99
A+
A-

Telefonun ekranı bir kez yandığında, dikkatin de onunla birlikte yanıp sönüyor. Bir mesaj, bir bildirim, bir kısa video derken, çoğu insan günün sonunda şunu soruyor: “Ben bugün gerçekten neye odaklandım?” Dijital çağda dikkat sürelerinin kısaldığı iddiası, özellikle dijital doğan kuşaklar için sıkça dile getiriliyor; ama tablo, “beynimiz bozuldu” kadar basit değil.

Son yıllarda yapılan çalışmalar, teknoloji ve ekran kullanımının dikkati dağıtıcı bir tarafı olduğunu kabul ediyor; ancak aynı zamanda doğru kullanıldığında öğrenmeyi destekleyebilecek güçlü bir araç olduğunu da gösteriyor. Mesele, “ekran iyi mi, kötü mü?” sorusundan çok, “Bu ekranın başında ne yaptığım ve bunu ne kadar süreyle yaptığım.” sorusuna kaymış durumda.

Dikkat Gerçekten Çöküyor mu?

Önce şunun altını çizmek gerekiyor: Dikkat, sabit bir kapasite değil; bulunduğumuz ortam, ekrana maruz kalma biçimimiz ve çoklu görev alışkanlıklarımız dikkatin kalitesini ciddi biçimde etkiliyor. Dijital medya ile çoklu görev yapan kişilerde (aynı anda video, mesaj, sosyal medya gibi) dikkatin daha çabuk bölündüğü ve derin odaklanma süresinin azaldığı gösterilmiş durumda.

Öte yandan, bazı çalışmalar “dikkat süresi tamamen çöktü” söyleminin abartılı olduğunu, asıl sorunun dikkatimizin sürekli dışarıdan çekilmesi ve beynin hızlı ödüllere alıştırılması olduğunu vurguluyor. Yani problem, beynin kapasitesinden çok, beynin her an bir sonraki uyarana koşullandırılması.

​Çocuklar ve ergenlerde ekran süresi ile akademik performans arasındaki ilişkiyi inceleyen geniş ölçekli bir çalışma, yüksek ekran kullanımının notlarda düşüş ve dikkat sorunlarıyla birlikte görülebildiğini gösteriyor (örneğin JAMA Pediatrics’te yayımlanan şu çalışma). 

Ekran Bağımlılığı Öğrenmeyi Nasıl Yüzeyselleştiriyor?

Ekran bağımlılığı tartışmalarında artık sadece “ekran süresi” değil, bu sürenin niteliği de masada. Özellikle eğlence odaklı, hızlı akan içeriklere uzun süre maruz kalmak; dikkati yüzeye çekip zihnin “derin iş” yapma alışkanlığını köreltebiliyor. Çocuklar ve ergenlerde yapılan araştırmalarda, yüksek ekran süresinin akademik başarıda düşüş, odaklanma güçlüğü ve dikkat problemleriyle birlikte görülebildiği rapor ediliyor.

Uyuşturucu ile Mücadele: Gençliğin Çalınan Geleceği ve Bataklığın Derinliği

Daha da çarpıcı olan, bazı çalışmalarda aşırı ekran kullanımının dikkat eksikliği belirtileriyle ve hatta beyin yapısındaki belirli bölgelerde değişimle ilişkilendiriliyor olması. Yani mesele artık sadece “çok telefon kullanma, derslerin düşer” uyarısı değil; uzun vadede zihinsel esneklik, planlama ve öz-düzenleme becerilerinin de etkilenmesi riski.

Derin Öğrenme Ne İster?

Derin öğrenme, bir metni ya da konuyu “okumuş olmak”tan çok, onu sindirmek, sorgulamak ve kendi zihinsel haritamızın içine yerleştirebilmek demek. Bilişsel psikolojinin klasik bulguları; derin öğrenmenin üç şeye yaslandığını hatırlatıyor: sınırlı dikkat kapasitesini korumak, bilgiyi anlamlı bağlara yerleştirmek ve öğrenmeyi zaman içinde yayarak pekiştirmek.

Bu yüzden, 2–3 saatlik kesintisiz ama yarı uykulu bir çalışma maratonu, çoğu zaman 20–30 dakikalık canlı ve odaklı bloklardan daha az verimli. Beyin, tıpkı kaslar gibi; kısa, yoğun ve düzenli tekrarlarla güçleniyor, aşırı yükle ise bir süre sonra kendini kilitleyebiliyor.

Küçük Dikkat Blokları: Pomodoro ve Ötesi

Burada devreye “küçük dikkat blokları” ve molalar giriyor. Pomodoro tekniği gibi yöntemler, 25 dakika odaklı çalışma + 5 dakika kısa mola döngüleriyle ilerliyor ve yeni çalışmalar, bu tür yapılandırılmış molaların hem verimliliği hem de öğrencilerin öz-düzenleme algısını artırabildiğini gösteriyor.

Daha da önemlisi, bu teknikler dikkatinizi “dış dünya ne istiyor?” sorusundan “ben şimdi neye odaklanacağım?” sorusuna çekiyor. Zili siz kuruyorsunuz, süreyi siz belirliyorsunuz, molayı siz veriyorsunuz; yani dikkatinizin direksiyonunu tekrar elinize alıyorsunuz.

Ekranı Düşman Değil, Araç Yapmak

Dijital çağın en büyük yanılgılarından biri, teknolojiyi toptan günah keçisi ilan etmek. Oysa iyi tasarlanmış dijital öğrenme ortamları; interaktif içerikler, düzenli aralıklarla gelen kısa testler ve geri bildirimlerle dikkati canlı tutabiliyor, derin işlemeyi teşvik edebiliyor. Fark yaratan, ekranın kendisi değil, kullanma biçimi.

Bu noktada üç basit sorunun alışkanlık hâline gelmesi önemli: Bu ekranda ne yapıyorum? Ne kadar süreyle yapacağım? Bitince neye geçmiş olacağım? Bu sorular, sizi sonsuz kaydırmadan çıkarıp, planlı ve ölçülebilir bir öğrenme deneyimine taşıyor.

Günlük Hayat İçin Somut Öneriler

  • Tek ekranda tek iş: Çalışırken telefon bildirimlerini kapatmak, sosyal medya sekmelerini kapalı tutmak, beynin sürekli “bir gözüm de orada” modunu azaltıyor.
  • 20–30 dakikalık bloklar: Her blokta sadece bir konu; ardından 3–5 dakikalık kısa bir yürüyüş, esneme ya da pencereyi açıp derin nefes molası.
  • Aktif öğrenme: Okuduğunu kendi cümlelerinle özetlemek, soru üretmek, küçük not kartları hazırlamak; dijital okumayı pasif tüketimden çıkarıp derin işlemeye dönüştürüyor.
  • Ekran dışı denge: Tamamen yasak yerine, eğlence amaçlı ekran süresini sınırlayıp uyku, hareket ve yüz yüze ilişkilerle dengelemek; özellikle gençlerde dikkat kalitesini destekliyor.

Sonuç: Dikkatimiz Kadar Özgürüz

Dijital çağ, dikkatimizi parçalayan sonsuz uyarılarla dolu; bu doğru. Ama aynı çağ, öğrenmeyi kişiselleştiren, bilgiye erişimi demokratikleştiren ve doğru kullanıldığında zihnimizi hiç olmadığı kadar besleyebilen araçlar da sunuyor.

Uyuşturucu ile Mücadele: Gençliğin Çalınan Geleceği ve Bataklığın Derinliği

Belki de asıl soru şudur: “Teknoloji yüzünden odaklanamıyorum” cümlesini, ne zaman “dikkatimi yönetmeyi hâlâ öğrenmedim” cümlesine çevireceğiz? Çünkü dikkat, artık sadece bilişsel bir kapasite değil; aynı zamanda politik bir tercih: Kime, neye, ne kadar süreyle alan açacağımızı seçme gücü.

Derinlik.net

Derinlik.net; tarafsız, güvenilir ve özenle seçilmiş içerikleriyle okurlarına hayatın farklı alanlarında gerçek bir perspektif sunan bağımsız bir dijital yayın platformudur.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.