Unutulan Değer: Mehmet Akif Ersoy ve Mısır Apartmanı Meselesi
Dün akşam Taksim’de bir etkinliğe katıldım. Etkinlikten çıktıktan sonra İstiklal Caddesi’nde kısa bir yürüyüş yaptım. Mısır Apartmanı’nın önüne geldiğimde karşısına geçip binayı süzdüm, birinci katta dans eden bir grup gözüme ilişti. İçim biraz burkuldu. Yanlış anlaşılmasın, kimsenin dans etmesine karşı biri değilim ama konu Mısır Apartmanı olunca ister istemez içim burkuldu. Buraya kadar yazdıklarımı okurken “ne anlatıyor bu adam” diyebilirsiniz. İşte konu tam da buradan sonra başlıyor.
Nedir Bu Mısır Apartmanı’nı Önemli Kılan?
Mısır Apartmanı tarihin sahnesine şahitlik etmiş eski bir apartman. İstiklal Marşımızın şairi, millî mücadelenin manevi mimarlarından biri, ömrünü milletine adamış bir mütefekkir Mehmet Akif Ersoy ile ilişkisine gelince de, milli şair hayatının son günlerini geçirdiği Mısır Apartmanı’nda 27 Aralık 1936’da vefat etti. Bugün hergün önünden yüzbinlerce insanın geçtiği Mısır Apartmanı’nın durumu, toplum olarak değerlerimize gösterdiğimiz saygının acı bir fotoğrafını çekiyor önümüze.

Saygısızlığın Çarpıcı Boyutları
Ne yazık ki Mısır Apartmanı’nın bugünkü hali, tam bir saygısızlık tablosudur. İstiklal Marşı’nın telif hakkını milletine bağışlayan, maddi sıkıntılar içinde yaşayan bu büyük şair, ölümüne kadar mütevazı bir hayat sürdü. Onun bu fedakârlığı karşısında bizim sorumluluğumuz, en azından hatırasına sahip çıkmaktı. Evet, binanın bir katı “Mehmet Akif Evi” olarak düzenlenmiş. Ancak aynı binada neler oluyor, biliyor musunuz?
Teras katta bir bar işletiliyor. “Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber / Sana âğuşunu açmış bekliyor Peygamber” diyen, muhafazakâr ve dindar bir dünya görüşüne sahip bir şairin son nefesini verdiği binada, onun değerlerine tamamen aykırı bir mekan faaliyet gösteriyor. Diğer katlarda ise şairin hayat felsefesiyle hiçbir şekilde bağdaşmayan çeşitli ticari kurumlar bulunuyor.
Üstelik aynı binada bir dönem Türk siyasetinde önemli yer etmiş devletin en üst kademelerinde görev almış bir kişinin hukuk ofisi bile faaliyet gösterdi. Mehmet Akif’in anı evi, adeta sıradan bir ticaret merkezine dönüştürülmüş durumda.
İstiklal Caddesi Üzerinde Görünmez Kılınan Miras
Daha da ironik olan, bu binanın İstanbul’un en turistik noktası olan İstiklal Caddesi üzerinde yer alması. Günde yüz binlerce insanın geçtiği bu cadde, Türkiye’nin en çok ziyaret edilen yerlerinden biri. Ancak Mısır Apartmanı önünden geçenler, buranın İstiklal Marşı’nın yazarının son yurdu olduğunu nasıl bilecek?

Çünkü düzgün bir tabela bile yok. Bırakın gösterişli bir tanıtımı, en temel bir bilgilendirme bile yapılmamış. Turistler Notre Dame’ı, Shakespeare’in evini, Goethe’nin doğduğu yeri görmek için kilometrelerce yol kat ederken, bizim İstiklal Marşımızın şairinin evi, İstiklal Caddesi’nde sessizce ihmal ediliyor.
Bu avantajlı konum bir fırsat olarak değerlendirilseydi, hem yerli hem yabancı turistler için önemli bir kültür durağı olabilirdi. Oysa bugün çoğu insan bu binayı fark etmeden geçip gidiyor.
Bir Vicdan Muhasebesi
Bu durum sadece bir bina meselesi değil. Bu, değerlerimize, tarihimize ve kimliğimize nasıl baktığımızın göstergesi. Telif hakkını milletine armağan eden bir şaire karşılık, onun son nefesini verdiği mekânı yıllarca sahipsiz bırakmak; bir katını müze yaparken diğer katlarında onun dünya görüşüne aykırı işletmelerin açılmasına göz yummak; İstiklal Caddesi gibi bir lokasyonda bile tanıtımını yapmamak – bunların hepsi derin bir vefasızlık değil midir?
Mehmet Akif, “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” derken belki de manevi mirası da korunacağını, hatırası da yaşatılacağını umuyordu. Oysa biz, onun dünya görüşüne saygı göstermek bir yana, aynı binada bar işletilmesine bile ses çıkarmadık.
Yapılması Gerekenler
Mısır Apartmanı’nın sadece bir katının müze-ev olarak düzenlenmesi yeterli değil. Tüm bina Mehmet Akif’in anısına tahsis edilmeli, içindeki ticari faaliyetler onun değerlerine uygun hale getirilmeli. Binanın girişine yakışır bir tabela konmalı, İstiklal Caddesi’ndeki diğer kültürel mekanlar gibi tanıtımı yapılmalı.
Asıl mesele, Mehmet Akif’in düşüncelerini, ideallerini, fedakârlıklarını yaşatmak. Gençlere onun hayatını, mücadelesini anlatmak. Sadece İstiklal Marşı’nın sözlerini değil, o sözlerin arkasındaki ruhu aktarmak.
Bir milleti ayakta tutan, ona kimlik kazandıran değerlerine sahip çıkmasıdır. Mehmet Akif gibi büyük şahsiyetlere gösterdiğimiz saygı, aslında kendimize gösterdiğimiz saygıdır. Onun hatırasını yaşatmak, gelecek nesillere kim olduğumuzu anlatmanın yoludur.
Mısır Apartmanı meselesi, bir binanın restorasyonundan öte, toplumsal hafızamızın ve vicdanımızın restorasyonu meselesidir. Ve bu restorasyon, hâlâ yapılmayı bekliyor.