Türk İş Hukukunda Çalışan Hakları: İş Hayatında Doğru Bilinen 5 Yanlış
Türk iş hukukunda çalışan hakları denilince çoğu kişinin aklına sadece kıdem tazminatı gelse de, iş hayatında doğru bilinen pek çok yanlış, çalışanların yıllarca emek verdiği haklarını riske atabiliyor.
Türkiye’de iş hayatı kadar söylentisi bol başka bir alan var mı? Kiminle konuşsanız, “Benim kuzenin başına gelmişti” diye başlayan bir hikâye duymanız işten bile değil. Sigortasız deneme süresi, yıllık izin parası, ibraname kabusu… Aslında çoğu, şehir efsanesi. Ama bu efsaneler bazen bir çalışanın aylarca emek verdiği haklarını kaybetmesine bile yol açıyor.
Ben bu yazıda ne avukatım ne de hukuk danışmanı. Ama iş hayatında karşıma çıkan yanlış bilgileri, Türk İş Hukuku’nun satır aralarına göz atarak derledim. Çünkü inanıyorum ki, işini seven herkesin önce kendi hakkını bilmesi gerekiyor.
1. “Deneme süresi sigortasızdır” sananlar yanılıyor
“İlk iki ay deneme süresi, sigorta sonra yapılır” cümlesini duymayan yoktur. Oysa İş Kanunu bu konuda çok net: Sigorta, işe girilen ilk gün yapılmak zorunda. Deneme süresi sadece karşılıklı “uyum denemesi”dir; hakların askıya alındığı bir dönem değil.

Bir işveren bu kuralı çiğnerse, açıkça kayıt dışı istihdam yapıyor demektir. Üstelik deneme süresinde geçen günler, kıdem ve izin hesabına dâhildir. Kısacası, “daha yeni girdim” bahanesi, sizi hakkınızdan etmesin.
Küçük not: İşe başladığınız ilk saatlerde e-Devlet’ten SGK kaydınıza bakın. Henüz giriş yapılmadıysa yazılı bildirimle hatırlatın.
2. Yıllık izin, “bozdurulacak para” değildir
Birçoğumuz çalışırken “İzin parasını alsam da fena olmaz” diye düşünürüz ama kanun buna izin vermez. Çünkü yıllık izin, işçinin dinlenme hakkıdır. Çalışırken paraya çevrilemez. Ancak işten ayrıldığınızda kullanılmamış izinlerinizin bedeli son ücretiniz üzerinden hesaplanıp ödenir.
Bu kuralın altında insanca bir düşünce var: İnsan makine değildir, arada durması gerekir.
Küçük not: İzin taleplerinizi mutlaka yazılı gönderin. Sonrasında ispat gerekebilir.
3. “İbranameyi imzaladım, artık hak iddia edemem” demeyin
İşten ayrılınca önünüze bir kâğıt koyarlar: “Tüm alacaklarımı aldım.” Bu kâğıt, yani ibraname, sanıldığı kadar güçlü değildir.

Geçerli sayılması için işten ayrılıştan en az bir ay sonra imzalanması ve ödemelerin bankadan eksiksiz yapılması gerekir. Bu şartlar yoksa, ibraname hükümsüzdür. Yani o imza, sizi bağlamaz.
Küçük not: İşten ayrıldığınız gün heyecanla hiçbir belgeye imza atmayın. Bir gün beklemek, belki bir maaş kurtarır.
4. “Emeklilik bahanesiyle tazminat alıp yeni işe geçmek” riskli bir oyun
Biraz kurnazca gibi duran bu yöntem, aslında kötüye kullanım sayılıyor. Yargıtay, “emeklilik nedeniyle ayrıldım” deyip birkaç gün sonra başka işe başlayan çalışanların tazminat taleplerini reddediyor. Çünkü kanun sadece şekle değil, niyete de bakıyor.
Küçük not: Haklı fesih ya da emeklilik hakkını kullanırken dürüstlük kuralını unutmayın. Mahkemeler sadece iyi niyetli çalışanı korur.
5. Arabuluculukta imza atmak her şeyi bitirmez
Son dönemde işten çıkarılan birçok kişiye “Hadi arabulucuya gidelim, hemen anlaşalım” deniyor. Ama dikkat: O an attığınız imzalar, bazen baskı altında düzenleniyor.
Yargı, bu tür arabuluculuk metinlerini geçersiz sayabiliyor. Çünkü bir çalışan gelecekteki bir hakkından (örneğin işe iade davası) peşinen vazgeçemez.
Küçük not: Arabuluculukta acele etmeyin. İstediğiniz zaman toplantıyı erteletebilir, bir hukukçudan görüş alabilirsiniz.
Son söz: Hak bilmek, cesaret ister
Türk İş Hukuku, aslında düşündüğümüzden çok daha fazla çalışanın yanında. Ama bu koruma, sadece neyi bilip nasıl kullandığımıza bağlı.
Bir imza atmadan önce durup düşünmek, bazen yılların emeğini korur. Bunu bilmek, iş hayatında en az mesleki tecrübe kadar değerlidir.
Sorumluluk Reddi:
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Buradaki bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her iş ilişkisi kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gereken ayrı bir durumdur. Somut bir uyuşmazlık yaşamanız hâlinde, mutlaka bir iş hukuku avukatına danışmanız tavsiye edilir.