Dolar 43,4247
Euro 52,1290
Altın 7.736,67
BİST 13.544,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
16°C
Hafif Yağmurlu
Cum 12°C
Cts 8°C
Paz 8°C
Pts 7°C

Sallanan Köprü: Ergenlik

Derinlik.net; tarafsız, güvenilir ve özenle seçilmiş içerikleriyle okurlarına hayatın farklı alanlarında gerçek bir perspektif sunan bağımsız bir dijital yayın platformudur.
17 Aralık 2025 08:30 | Son Güncellenme: 29 Aralık 2025 23:26
155
A+
A-

Bebeklik, 2 yaş sendromu, tuvalet eğitimi, okula başlama, kademeli sosyalleşme derken, çocuk yetiştirmenin zorlukları bitmeyecekmiş gibi görünür. Tam “Artık büyüdü, kendi işini kendi hallediyor” derken, ebeveynleri önceki tüm süreçlerin zorluğunu unutturabilecek bir dönem karşılar: Ergenlik.

Çocuğun büyümesiyle rahatlayacağını düşünen anne babalar, bu kez bambaşka bir dalgayla yüz yüzedir. Çünkü ergenlik, ne tamamen çocukluk, ne de tam anlamıyla yetişkinliktir; ikisinin arasında sallanan bir köprüdür.

Ergenlik: Hızlı değişimin eşiği

Ergenlik, sosyal gelişimin hızlandığı, bilişsel kapasitenin yetişkine yaklaştığı, bedenin ve ruhun aynı anda dönüşüme uğradığı bir dönemdir. Çocuğun vücudunda ve iç dünyasında yaşanan bu ani değişimlere ayak uydurması zaten zorken, işin içine aile, okul, arkadaş çevresi ve toplum baskısı da girer.

Bu nedenle ergenlik, sadece çocuğu değil, anne babayı da sınayan bir süreçtir. Çocuk bağımsızlaşmaya çalışırken, ebeveyn kontrolü kaybetme korkusuyla savrulur. İşte köprü bu noktada sallanmaya başlar.

Ergenliğe giriş: Yaş aralığı ve etkileyen faktörler

Ergenliğin başlangıç yaşı; cinsiyete, iklim koşullarına, beslenme biçimine ve çevresel faktörlere göre değişir. Kızlarda ortalama 7–14, erkeklerde ise 10–16 yaş arasında ergenlik belirtileri ortaya çıkabilir.

Sıcak iklimlerde ve ekvatora yakın bölgelerde ergenlik başlangıcının daha erken yaşlarda görülebildiği, hormon yapısı ile oynanmış gıdaların da bu süreci etkileyebildiği düşünülmektedir. Ergenlik, sonuçta temeli hormonlara dayanan biyolojik bir dönüşümdür; ancak etkileri sadece bedende değil, zihinde ve ilişkilerde de hissedilir.

Bir dönem değil, bir köprü

Ergenlik çoğu zaman “bir anda patlayan” bir kriz gibi algılansa da, aslında çocukluktan yetişkinliğe geçişi sağlayan çok önemli bir köprüdür. Köprünün başındaki çocuk ile sonundaki genç yetişkin arasında neredeyse iki farklı insan varmış hissi yaratması boşuna değildir.

Bu köprünün uzunluğu ve ne kadar sallanacağı; çocuğun önceki yaşantısına, doğuştan getirdiği mizaç özelliklerine, aile ilişkilerine ve sosyal çevresine göre değişir. Tamamen “sorunsuz ergenlik” diye bir şey beklemek gerçekçi değildir. Köprünün sallanması, aslında çocuğun hayattan ne beklediğini anlaması ve buna göre bir duruş geliştirmesi için gereklidir.

Kimlik arayışı: “Ben kimim?” sorusunun ağırlığı

Ergenlik döneminde çocuğun önüne artık ertelenemez bir soru gelir: “Ben kimim?”

Çocukluk dönemindeki gündelik sorunların yerini, hayatın gerçek sorumlulukları alır. Toplumun beklentileri doğrultusunda cinsel kimliğini, mesleki yönelimini ve sosyal rolünü belirlemeye çalışır. Kendi cinsiyetine ve rolüne dair toplumdan gelen mesajlar, iç dünyasındaki isteklerle çarpıştığında ise zorlu bir kimlik mücadelesi başlar.

İnsan için sosyal hayata uyum sağlamak, kabul görmek ve bir yere ait hissetmek ruh sağlığının temel direklerindendir. Ergenin bu dönemde kurmaya çalıştığı kimlik, tam da bu ihtiyacın ürünüdür.

Bedende fırtına, zihinde seyirci

Hızla artan hormon seviyeleri, ergenin bedenini neredeyse her ay yeniden şekillendirir. Sivilceler, ses kalınlaşması veya incelmesi, vücut kıllanması, yağlanma, cinsel özelliklere dair belirginleşen hatlar… Tüm bu değişimler, ilk başta çocuğun kabul etmekte zorlanacağı kadar sarsıcı olabilir.

Silahlara Veda İnceleme: Hemingway’in Aşk ve Savaş Arasında Sıkışan Dünyası

Bilişsel anlamda da somut düşünmeden soyut düşünmeye geçişle birlikte ergen, hayatı ve otoriteyi sorgulamaya başlar. Artık anne babanın söyledikleri, “tek ve değişmez doğru” olmaktan çıkar; kendi doğrularını inşa etme çabası başlar.

Bu sırada zihninde “hayali seyirciler” oluşur. Toplum içine her girdiğinde herkesin onu izlediğini, en küçük kusurunun bile fark edildiğini düşünür. Bu yüzden kalabalıklardan kaçınabilir, saatler süren hazırlıklar yapabilir ve vücut hatlarını gizleyen bol kıyafetler tercih edebilir.

Gösteri ve saklanma arasında sıkışmak

Ergen, bir yandan kendini saklama eğilimi gösterirken, diğer yandan özellikle karşı cins tarafından beğenilme duygusu oluşmaya başlar. Yüzünde çıkan tek bir sivilce bile, “dünya bitti” hissi oluşturabilir.

Halk arasındaki “delikanlılık” tabiri de bu döneme dair güçlü bir ipucudur. Ergen, kendisine hiçbir şey olmayacağına, her işin üstesinden tek başına gelebileceğine inanma eğilimindedir. Bu, onu 20 kişinin karıştığı bir kavgaya tek başına atılacak kadar gözü kara yapabilir. Sonunu düşünmeden, yaparak yaşayarak öğrenme isteği, risk alma davranışlarını artırır.

Ergene yaklaşım: Köprüyü sallamak mı, destek olmak mı?

Bir gencin ergenliği nasıl geçireceği, aslında bebeklikten itibaren kurulan ilişkiyle yakından bağlantılıdır. Güvenli bağlanma, çocukken birey olarak ciddiye alınma, fikirlerine kulak verilmesi ve yaşına uygun bir özgüven gelişimi, ergenlik döneminde koruyucu bir zemin oluşturur.

Silahlara Veda İnceleme: Hemingway’in Aşk ve Savaş Arasında Sıkışan Dünyası

Ancak tüm bunlara rağmen, tamamen sorunsuz bir ergenlik beklemek gerçekçi değildir. Kafa karışıklığı ve endişe, bu dönemin doğası gereğidir; çünkü kimliğini arayan kişi, önce soru sormak zorundadır. Önemli olan, bu soruların aile içi bağları koparmadan sorulabilmesidir.

Ebeveynler için zor ama kritik bir sınav

Ebeveynlerin, çocuklarının artık yetişkinliğe adım attığını ve kendilerinden farklı düşüneceğini kabullenmesi gerekir. Arada sağlam bir bağ varsa, geçici çatışmalar kalıcı kopuşlara dönüşmez. Ancak aşırı baskı, sürekli eleştiri ve sert tepkiler, ergeni evden ve aileden uzaklaştıran güçlü etkenlerdir.

Bu dönemde arkadaşlar ve sosyal çevre daha önemli hale gelse de, bu “aile artık yok” anlamına gelmez. Yine de ergenin, anne babasının endişesini okuması, zaman zaman bu endişeyi kendi lehine kullanmasına yol açabilir. Bu nedenle kaygıyı çocuğun yüzüne vurmak yerine, sakin ve tutarlı bir duruş sergilemek önemlidir.

Meslek seçimi ve “ters kimlik” riski

Ergenlik, aynı zamanda meslek seçimiyle ilgili ilk ciddi kararların da gündeme geldiği dönemdir. Gencin ilgi alanlarını, yeteneklerini ve hayallerini önemsemek; kendi yarım kalmış isteklerini çocuğa dayatmamak, psikolojik açıdan belirleyicidir.

Aksi durumda, genç bazen tepki olarak tam zıttı bir kimliğe ve yaşam biçimine yönelerek “ters kimlik” geliştirebilir. Bu da ileriki yıllarda hem aile hem de birey açısından daha derin çatışmaların kapısını aralayabilir.

Ergenlik, hem gencin hem de ebeveynin üzerinde yürüdüğü sallanan bir köprü. Bu köprüde amaç, sarsıntıyı tamamen yok etmek değil; düşmeden, kopmadan, birbirini kaybetmeden karşıya geçebilmek. Bunun için de en çok ihtiyaç duyulan şey; sabır, dinleme becerisi ve güven duygusunu diri tutma çabasıdır.

Duygu BERGİL

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.