Dolar 43,4523
Euro 51,9437
Altın 7.597,77
BİST 13.831,09
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
12°C
Hafif Yağmurlu
Cts 9°C
Paz 7°C
Pts 6°C
Sal 6°C

Türkiye’de Artan Çocuk Suç Oranları

Çocuk suç oranları gündemini sarsan Ahmet Minguzzi vakası, bireysel bir sorun mu yoksa toplumsal bir sistem hatası mı? Suça sürüklenen çocuklar, aile yapısı ve dijital tehditlerin derinlemesine analizi.

Türkiye’de Artan Çocuk Suç Oranları
1 Aralık 2025 12:50 | Son Güncellenme: 17 Ocak 2026 22:25
45
A+
A-

Son dönemde yaşanan ve kamu vicdanını derinden yaralayan Ahmet Minguzzi vakası, gerek dava sürecinde gerekse karar verildikten sonra ciddi tartışmalar yarattı. Bu bağlamda yeni bir tartışmanın da fitilini yeniden ateşledi: “Çocuklar suça itiliyor mu, yoksa suçu bir güç ve statü göstergesi olarak mı görüyor?” Çocuk suç oranları hakkındaki bu kritik soru, yalnızca münferit bir adli olayın değil, uzun yıllardır büyüyen toplumsal bir kırılmanın yansımasıdır. Konunun hassasiyeti ve çok boyutluluğu gereği, bu derinlemesine analizi tüm detayları ve sorumluluk halkalarıyla ele almak elzemdi.

Bu durum karşısında suçun failini bulmak ne kadar önemli ise, sorumluluk zincirini ortaya çıkarmakta o derece önemlidir. Suçu işleyen çocuk eyleminden sorumlu tutulmalıdır; yetiştiren aile ihmalinden sorumlu tutulmalıdır; suça özendiren dijital ve kültürel atmosferin sorumluluğu hukuken araştırılmalıdır. Çocuğun suç yolculuğu boyunca müdahale etmeyen devlet mekanizmasının önleyici görevini yeniden gözden geçirilmelidir. Bu nedenle çocuk suçluluğu, bireysel bir davranış bozukluğu olmaktan çıkıp, toplumsal bir sistem arızasına dönüşmüştür.

Çocuk Suç Oranları: İstatistikler Ne Söylüyor?

Konuyu ele alırken resmi istatistikleri görmemiz gerekiyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Emniyet Genel Müdürlüğü ve akademik araştırmaların ortaya koyduğu tablo, çocuk suç oranları konusunda endişe verici bir yükselişe işaret ediyor:

  • %48 Artış: 2010’dan 2023’e kadar çocukların suça sürüklenme oranında %48’lik bir artış yaşandı.
  • 200 Bin Barajı: 2023 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen suça sürüklenen çocuk sayısı 200 bini aşmıştır.
  • Risk Grubu: 12–15 yaş aralığı, suç oranlarında en hızlı artış gösteren kategoridir.
  • Erken Alarm: Suça karışan çocukların yaklaşık %65’i, daha önce en az bir kez okuldan uzaklaştırma, disiplin cezası veya aile içi ihmal kaydı taşıyor.

Suçu Bir “Rütbe” Olarak Gören Yeni Kuşak

Bugünün genç kuşağı, suçu saklanması gereken bir ayıp olarak değil, kimi çevrelerde bir güç ve statü göstergesi olarak görüyor. Özellikle arka sokak kültürü ve yüksek riskli mahallelerde, çocuklar akran baskısı altında suçu bir “erkeklik sınavı” veya bir gruba aidiyet bileti olarak kodluyor. Bu durum, meselenin ciddi bir kültürel dönüşüm sorunu olduğunu kanıtlıyor.

Ailenin Rolü: İki Farklı Profil ve “Suçlu Gururu”

Çocuk suçluluğu söz konusu olduğunda aileleri tek bir kefeye koymak doğru değildir. Sahadaki gerçeklik bize iki farklı aile profili sunar:

İhmal Eden, Yetersiz Kalan Aileler: “Bilinçsizlik ve Çaresizlik Sarmalı”

Bu gruptaki aileler, çocuklarının suça sürüklenmesini istemez; ancak ekonomik zorluklar, eğitim eksikliği veya pedagojik yetersizlik nedeniyle kontrolü kaybederler.

  • Denetim ve Rol Model Eksikliği: Ebeveyn geçim derdiyle uğraşırken çocuk sokakta büyür.
  • Çözüm Önerileri: Aileyi Eğit, Çocuğu Koru
    1. Zorunlu Ebeveynlik Okulu: Çocuğu suça karışma riski taşıyan ailelere, mahkeme kararıyla Zorunlu Ebeveynlik Eğitimi verilmelidir.
    2. Okul Sonrası “Tampon” Mekanizmalar: Ebeveynlerin işte olduğu saatlerde, riskli bölgelerdeki okullarda ücretsiz spor ve sanat kursları zorunlu hale getirilmelidir.
    3. Ev Ziyareti Bazlı Sosyal Takip: Sosyal hizmet uzmanları, riskli ailenin evine düzenli ziyaretler yaparak ebeveynin yaklaşımını yerinde denetlemelidir.

Suçu “Gurur ve Güç” Kaynağı Gören Aileler (Tehlikeli Grup)

Bu aileler, çocuğun kavgacı olmasını veya “hızlı yaşamasını” bir övünç kaynağı olarak görür. Aile, çocuğunun “tehlikeli” imajından mahallede statü veya maddi çıkar elde etmeyi hedefler. Bu ev, bir yuva değil, suç örgütü hücresidir.

  • Devletin Müdahalesi: Aileye Yaptırım Şart
    1. Velayetin Alınması: Çocuğun suç ortamını besleyen aileden derhal koparılması gerekir.
    2. Suça İştirak Davaları: Çocuğun işlediği suçtan haberdar olup engellemeyen veya teşvik eden ebeveyn, “suça azmettiren” veya “yardım yataklık eden” sıfatıyla yargılanmalıdır.
İstanbul’dan hafta sonu kaçamak rotaları: 3 saat uzaklıkta 5 güzel durak

Sosyal Medyanın Zehirli Etkisi: Şiddeti Normalleştiren Algoritmalar

Dijital dünya, çocuk suç oranları üzerinde katalizör etkisi yaratıyor. TikTok’ta yayılan kavga videoları, Instagram’da silahlı pozlar ve sokak suçlarını öven içerik üreticileri, algoritmalar sayesinde sürekli çocuğun önüne düşüyor. Araştırmalar, şiddet içeriklerine düzenli maruz kalan çocuklarda saldırganlık eğiliminin %27 arttığını gösteriyor. Sosyal medya artık aktif bir radikalleştirici unsur haline gelmiştir.

TV Dizileri ve Filmler: Suçun Masumlaştırılması

Türkiye’de popüler kültür, suç örgütü elebaşlarını “aile reisi” gibi sunarak, mafya karakterlerini karizmatik göstererek suçu romantikleştiren bir dil kullanıyor. Bu anlatı özellikle çocuklarda “Suç, yanlış değil; haklı çıkarılabilir bir yol” algısını yaratıyor.

İstanbul’dan hafta sonu kaçamak rotaları: 3 saat uzaklıkta 5 güzel durak

Devlet Mekanizmasının Kör Noktası: Önleyici Politikaların Zayıflığı

Devlet, suç işlendikten sonra harekete geçmektedir; ancak modern toplumlarda asıl olan önleyici sosyal hizmettir. Türkiye’de bu ağda ciddi boşluklar var:

  • Yetersiz Uzman Sayısı: Türkiye’de her 7.000–10.000 çocuğa yalnızca bir sosyal hizmet uzmanı düşmektedir.
  • Erken Uyarı Sistemi İşlemiyor: Okul devamsızlığı, disiplin sorunları gibi erken göstergeler çoğu zaman sadece kayıt altına alınıyor, ancak sosyal müdahale mekanizmasına bağlanmıyor.

Çete ve Suç Örgütlerinin Çocukları Kullanması: Bir “Ceza Sigortası” Stratejisi

Bu konu, çocuk suç oranları tartışmasının en az konuşulan ama en belirleyici alanlarından biridir. Organize suç örgütleri, Türkiye’deki çocuk ceza hukuku sisteminin koruyucu yapısını kendileri için bir “ceza sigortası” olarak kullanır.

Çeteler Neden Çocukları Tercih Ediyor?

Suç örgütlerinin çocukları kullanmasının ardında hukuki ve pratik gerekçeler yatar:

  • Hafif Cezai Süreç: 15 yaş altı çocukların ceza süreçlerinin daha hafif olması, tutukluluk sürelerinin kısa tutulması ve koruma odaklı yaklaşım, örgütlerin risk maliyetini düşürür.
  • Sınırlı Sabıka Kaydı: Çocuğun sabıka kaydı süreçlerinin yetişkinlere göre sınırlı olması, ileride örgüt için yeni “temiz” eleman kaynağı sağlar.
  • Kolay İtaat ve Yönlendirme: Duygusal ve ekonomik olarak yoksun çocuklar, çetenin sunduğu “aile” algısına, güç vaadine ve maddi desteğe daha kolay boyun eğer.

Çocukların Organize Suçtaki Rolleri

Emniyet raporlarına göre, çocuklar organize suç zincirinin en tehlikeli ve en az cezalandırılan halkalarını oluşturur. Çocuklar genellikle “pis işler” olarak adlandırılan ve riskin yüksek olduğu görevlerde kullanılır:

Şiddet Eylemleri (Tetikçilik): Özellikle tehdit, gasp ve yaralama eylemlerinde, yaşı küçük olan ve ceza ehliyeti düşük olan çocuklar ön saflara sürülür.

Hırsızlık ve Kapkaç: Mala karşı işlenen suçların önemli bir yüzdesini çocuklar oluşturur. Kolay kaçış, yaşlarının getirdiği çeviklik ve düşük ceza riski nedeniyle kapkaç, yankesicilik ve oto hırsızlığında sıklıkla kullanılırlar.

Kurye ve Gözcülük: Uyuşturucu madde taşımacılığında veya depolama yerlerinde gözcülükte kullanılırlar. Üzerlerinde uyuşturucu yakalandığında, yetişkin bir kuryeye göre çok daha az risk taşırlar.

Suç İşleyen Çocuk “Sadece Mağdur” Değil, Suçsuz Hiç Değil – Ama Yalnız Da Değil

Çocuk suçluluğu, tek bir failin ya da tek bir kurumun problemi değildir. Aile, devlet, dijital medya ve çete yapılanmaları arasındaki bu zincirleme ihmal analiz edilmelidir.

Bu nedenle doğru soru şudur: Toplum olarak hangi halkaları güçlendirirsek suçun zincirini kırabiliriz?

Bu yazı, suçu aklamayan; çocuğu romantikleştirmeyen; aileyi toptancı dille suçlamayan; devletin eksiklerini görünür kılan; çete yapılanmalarını hesaba katan çok boyutlu bir çerçeve sunmaktadır.

derinlik.net/

Derinlik.net; tarafsız, güvenilir ve özenle seçilmiş içerikleriyle okurlarına hayatın farklı alanlarında gerçek bir perspektif sunan bağımsız bir dijital yayın platformudur.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.