İş yerinde bunları yaparsanız, iş hukuku açısından haklıyken haksız duruma düşebilirsiniz – İş Yerinde İş Hukuku Hataları
İş yerinde farkında olmadan yaptığınız bazı davranışlar, iş hukuku açısından sizi haksız duruma düşürebilir. Haklarınızı korumak için hangi işyeri hatalarından kaçınmanız gerektiğini öğrenin.
İş yerinde hep haklarımızdan konuşuyoruz: fazla mesai, yıllık izin, kıdem, ihbar… Hak konuşmak elbette önemli. Ama bazen öyle davranışlar sergiliyoruz ki, aslında haklıyken iş hukuku açısından masada zayıf tarafa dönüşebiliyoruz. İş yerinde iş hukuku hataları çoğu zaman ‘Ben ne yaptım ki?’ dediğimiz anlarda ortaya çıkıyor.
İş yerinde küçük hatalar, büyük hukuki sonuçlar
Bu yazı bir hukuki danışmanlık değil; avukat görüşünün yerini tutmaz. Amacı, iş kanununda ve özellikle işverenin haklı fesih sebeplerinde sık geçen bazı davranış gruplarına dikkat çekmek. Yani “şunları yaparsan kesin tazminatsız atılırsın” listesi değil; “bunlar ciddiye alınan, feshe konu olabilen davranışlardır, dikkat et” yazısı.
Masa başında çalışanlar için omurga sağlığı yazısında olduğu gibi, burada da günlük hayattan örneklerle gidelim. Çünkü iş yerinde iş hukuku hataları genelde “büyük planlar” değil, küçük ama biriken davranışlardan çıkıyor.
Masa başı çalışmak bedenimizi nasıl zorluyorsa, iş yerindeki bazı alışkanlıklar da hukuki pozisyonumuzu zorlayabiliyor. Haklarımızı bilmek kadar, hangi davranışların bizi savunmasız bırakacağını bilmek de önemli.
İş yerinde öfkeyle söylenen sözler sizi nasıl haksız duruma düşürür?
İş yerinde öfkeyle söylenen sözler: hakaret, ağır saygısızlık, kavga
Hepimizin canı sıkılıyor, siniri bozuluyor. Ama iş yerinde öfkeyle söylenen bir söz, bazen yıllarca çalıştığın işin önüne geçebiliyor. İşverenin veya çalışma arkadaşlarının onurunu kıracak ağır hakaretler, bağırma, küfür, fiziksel kavga gibi durumlar, işveren açısından haklı fesih gerekçesi sayılabilen başlıklar arasında.
“Bir kere sinirlendim, ağzımdan kaçtı” bakışı iş yerinde işlemiyor. Yazılı savunma istenir, tanıklar devreye girer, kamera görüntüleri incelenir ve sonuçta ortaya senin açından oldukça ağır olabilecek bir tablo çıkabilir. Haklı olduğun bir tartışmada bile, kullanılan dil ve üslup seni iş hukuku bakımından haksız tarafa çekebilir. Kısacası, içeride ne kadar haklı olursan ol, dışarıdan bakan iş hukuku “taraf” değil; davranışa bakıyor.

İzinsiz devamsızlık: “Bir iki gün gelmedim” demek neden riskli?
Hayatta herkesin başına beklenmedik durumlar gelebilir. Ama “haber vermeden işe gitmemek”, iş kanununda özellikle üzerinde durulan konulardan biri. Belirli sayıda gün üst üste veya bir ay içinde tekrarlanan izinsiz devamsızlık, birçok kararda haklı fesih sebebi olarak kabul edilebiliyor.
“Telefon ettim ama ulaşamadım” ya da “WhatsApp’tan yazdım, görmemiş” gibi savunmalar, her zaman güçlü delil sayılmayabilir. Hastalık, kaza gibi zorunlu bir durum varsa, bunu mümkün olduğunca yazılı ve ispatlanabilir şekilde bildirmek; rapor, belge, e-posta gibi kanıtlarla desteklemek gerekiyor. Aksi halde, “keyfi devamsızlık” görüntüsü, kıdem ve ihbar tazminatı gibi haklarını zayıflatabilir.
İş güvenliği ve iş sağlığı kurallarını umursamamak
İş yerinde iş hukuku hataları arasında en önemlilerden biri İş Güvenliği hatalarıdır. İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinde anlatılan kurallar bazen sıkıcı gelebilir: baret, emniyet kemeri, koruyucu ekipman, makinelerin kullanımı, çalışma saatleri… Ama bu kurallar sadece işverenin sorumluluğu değil; işçinin de uyma yükümlülüğü var.
Örneğin defalarca uyarıya rağmen koruyucu ekipman kullanmamak, makineleri talimata aykırı şekilde çalıştırmak veya hem kendi hem başkalarının güvenliğini tehlikeye atacak davranışlarda bulunmak, haklı fesih sebepleri arasında değerlendirilebiliyor. İş kazası yaşandığında, “bana kimse bir şey demedi” demek her zaman yeterli olmayabilir; tutanaklar, imzalanan eğitim formları ve kamera kayıtları devreye giriyor.
İşverenin malına, bilgisine veya itibarına zarar vermek
İş ilişkisinde “sadakat borcu” denilen bir kavram var; özetle, çalışırken işverenin meşru menfaatlerini kasıtlı olarak zedelememen gerektiğini ifade ediyor. İş yerinde iş hukuku hataları arasında en sık rastlanılan durumlardan biri de bu. Kasa açığını bilerek kapatmamak, şirket eşyasını kişisel işlerde izinsiz kullanmak, gizli belgeleri paylaşmak, müşteri bilgilerini rakip firmayla paylaşmak, sahte belge düzenlemek gibi fiiller ağır sonuçlar doğurabiliyor.
Bu tür davranışlar sadece tazminatsız fesih değil, bazen ceza soruşturmasına kadar gidebilen sonuçlar doğurabiliyor. “Herkes yapıyor” ya da “küçük bir şeyden bir şey olmaz” düşüncesi, iş hukuku ve ceza hukuku bakımından oldukça riskli bir zemin. Bir anlık “idare ederler” yaklaşımı, yıllarca emek verdiğin iş hayatını bir anda değiştirebilir.
Görevleri ısrarla savsaklamak, talimatları yok saymak
Hiç kimse her gün yüzde yüz performansla çalışmıyor; bu normal. Ama işini sürekli savsaklamak, verilen makul talimatlara bilerek uymamak, işe devam ettiği halde görevini yerine getirmemekte ısrar etmek, işveren açısından önemli bir disiplin sorunu olarak değerlendiriliyor.
Burada kritik nokta “ısrar” ve “bilerek yapmama” hali. Tek seferlik bir hata ile, defalarca uyarıya rağmen aynı davranışı sürdürmek arasında büyük fark var. Savunman istendiğinde, yazılı olarak makul bir açıklama yapmak; varsa teknik veya kişisel engelleri (aşırı iş yükü, ekipman eksikliği, eğitim verilmemesi gibi) kayıt altına almak kendi açından önemli bir güvence sağlayabilir.
Duygularla değil, kayıtlarla konuşmak: yazılı iletişimin önemi
Birçok çalışan, yaşadığı haksızlıkları sadece sözlü olarak dile getiriyor; bu da iş hukuku açısından zayıf kalabiliyor. Ücretin eksik yattığını, mobbing hissettiğini, iş güvenliği tedbirlerinin eksik olduğunu sadece arkadaşlarına anlatmak, resmi bir kayda girmediği için hukuki zeminde yeterli değil.
İş yerindeki ciddi sorunlarda, insan kaynaklarına, amirine veya yetkili kişilere yazılı başvuru yapmak; e-posta, dilekçe veya kayıtlı bir iletişim kanalı kullanmak, ileride hak iddia etmen gerektiğinde elini güçlendirir. Duygusal tepki vermek yerine, sakin ama yazılı hareket etmek çoğu zaman daha koruyucudur.
Bu yazı ne değildir?
Son olarak tekrar altını çizmekte fayda var: Bu yazı, iş hukuku uzmanı veya avukat görüşünün yerini tutmaz; genel bilgilendirme amacı taşır. İş yerinde yaşadığın somut bir sorun, fesih tehdidi, hak kaybı riski varsa, kendi durumuna özgü doğru adımı atabilmek için bir iş hukuku avukatına danışman en sağlıklı yoldur.
Ama günlük hayatta şunu akılda tutmak işe yarar: Haklarımız kadar, yükümlülüklerimizi bilmek de bizi korur. İş yerinde öfkeye kapılıp çizgiyi aştığımızda, izinsiz devamsızlık yaptığımızda, iş güvenliği kurallarını yok saydığımızda ya da işi sürekli savsakladığımızda, haklıyken haksız duruma düşme ihtimalimiz artar. Dengeyi kurmak, biraz da bu hatalardan uzak durmakla mümkün.
İş yerinde iş hukuku hataları yapmadan keyifli bir iş yaşamı geçirmeniz dileği ile.
İş hayatı ile ilgili diğer yazılarımızı okumak için tıklayınız.