Yapay Zeka Hukuku: Türkiye ve Dünyada Son Gelişmeler ve Şirketler İçin Riskler
Yapay Zeka Hukuku’ndaki son gelişmeler: Türkiye’deki mevzuat çalışmaları, AB’nin AI Act (Yapay Zeka Yasası) ve şirketlerin uyum stratejileri. Hukuki riskleri öğrenin.
Giriş: Hukuk, Teknolojinin Hızına Yetişmeye Çalışıyor
Yapay zekâ (YZ), sağlıkta teşhisten finansta kredi risk analizine kadar hayatın her alanına sızarken, YZ’nın kullanımıyla ortaya çıkan etik, sorumluluk, veri gizliliği ve ayrımcılık sorunları mevcut hukuk sistemlerini zorluyor. Küresel ölçekte, teknolojinin devrimsel ilerlemesine paralel olarak, bu gelişmeleri güvenli ve adil bir çerçevede tutacak yasal düzenleme yarışı başladı. Bu yarışta, Avrupa Birliği (AB) en katı kuralları koyarken, Türkiye de kendi özgün mevzuatını oluşturma yolunda önemli adımlar atıyor. Bu makale, küresel ve ulusal düzeydeki en son hukuki gelişmeleri ve YZ kullanan şirketler için riskleri analiz etmektedir.
AB’nin Öncülüğü: Yapay Zeka Yasası (AI Act) ve Risk Temelli Yaklaşım
AB, dünyada YZ’yı düzenleyen ilk kapsamlı yasa olan AI Act ile bir standart belirledi. Bu yasa, yapay zeka sistemlerini potansiyel zarara göre sınıflandıran risk temelli bir yaklaşım sunuyor. Dört temel risk kategorisi bulunmaktadır:

1. Kabul Edilemez Risk: Sosyal skorlama veya insan manipülasyonu gibi temel hakları tehdit eden sistemler tamamen yasaklanmıştır.
2. Yüksek Risk: Sağlık, eğitim, hukuk ve kritik altyapı gibi alanlarda kullanılan sistemler (biyometrik kimlik doğrulama hariç) sıkı denetim ve şeffaflık kurallarına tabidir.
3. Sınırlı Risk: Chatbot’lar gibi sistemler için şeffaflık yükümlülüğü getirilir (kullanıcının bir YZ ile etkileşimde olduğunu bilmesi gibi).
4. Minimum Risk: Video oyunları gibi sistemler serbest bırakılmıştır.
AI Act, 2024 yılında kabul edilme aşamasına gelmiş olup, AB’de iş yapan tüm küresel şirketleri doğrudan etkileyecek bir etkiye sahiptir.
Türkiye’deki Yasal Çalışmalar ve Yerel Kurumların Rolü
Türkiye, bu küresel düzenleme trendinin gerisinde kalmamak için aktif çalışmalar yürütmektedir. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi ve TÜBİTAK BİLGEM gibi kurumlar, ulusal YZ stratejilerini ve etik rehberlerini yayınlamıştır. KVKK (Kişisel Verileri Koruma Kurumu), YZ’nın veri işleme süreçlerini yakından incelemekte ve veri mahremiyeti konusunda önemli uyarılar yapmaktadır. Türkiye’nin olası YZ düzenlemesinin, AB’nin AI Act’i ile uyumlu, ancak yerel ihtiyaçlara cevap veren hibrit bir model olması beklenmektedir. Öncelikli konular arasında YZ’nın karar alma süreçlerindeki şeffaflık ilkesi ve YZ’nın neden olduğu zararlarda sorumluluğun kime ait olacağı yer almaktadır.
Şirketler İçin Uyum Süreci ve En Büyük Riskler
YZ teknolojisini iş süreçlerine entegre eden şirketler için en büyük risk, ayrımcılık (bias) ve veri ihlalidir. Eğer bir YZ algoritması, geçmiş verilerden öğrenerek belirli grupları dışlayan kararlar alırsa (örneğin kredi başvurularında), bu durum ciddi hukuki yaptırımlarla sonuçlanabilir. Fikri mülkiyet hukuku da önemli bir belirsizlik alanıdır; YZ tarafından üretilen bir eserin telif hakkı kime ait olacaktır? Şirketlerin, YZ sistemlerini kullanmadan önce detaylı risk analizi yapması, şeffaflık mekanizmalarını kurması ve verilerini anonimleştirme konusunda KVKK kurallarına tam uyum sağlaması gerekmektedir. Yasal boşlukların hızla dolacağı bu dönemde, proaktif uyum stratejisi hayati önem taşımaktadır.

Sonuç: Yapay zekanın geleceği, sadece teknolojik bir başarı değil, aynı zamanda hukuki ve etik bir uzlaşı gerektiriyor. Türkiye’deki şirketlerin, küresel standartları takip ederek, yasal düzenlemeler gelmeden önce iç denetimlerini tamamlamaları, hem hukuki riskleri minimize edecek hem de YZ’nın güvenilir kullanımını sağlayacaktır.
Teknoloji alanındaki yazılarımızı okumak için tıklayınız. Sitemizde yayınlanan tüm yazılarımızı okumak için tıklayınız.