Ne Atarsan Aşına O Gelir Kaşığına!!!
Ne Atarsan Aşına O Gelir Kaşığına. Eski bayramları özlemek yetmez, onları yaşatmak gerekir! Duygu Bergil, bayram geleneklerinin çocukların sosyal gelişimi üzerindeki kritik rolünü ve ebeveynlerin bu süreçteki “rol model” sorumluluğunu kaleme alıyor.
Ne Atarsan Aşına O Gelir Kaşığına!!! Son yıllarda her yıl ‘nerede o eski bayramlar ’cümlesi herkesin ağzında. Bu durumdan anlaşıldığı üzere herkes eski bayramları özler olmuş. Peki, nasıldı eski bayramlar? Her yıl kendisini andığımıza göre güzel olmalı. Benim hatırladığım kadarıyla, eskiden bayram denince büyük küçük herkesin içini bir heyecan kaplardı.

Eee anne baba heyecanlı, çocuklar nasıl heyecanlı olmasın değil mi ama? Bayrama günler kala evde hazırlıklar başlardı. Temizliği bir yandan, ikramlıkları bir yandan. Bayramlık kıyafetleri unutmayalım tabi. Hani o reklamlarda yanında yeni ayakkabısıyla büyük bir heyecan ile bayram sabahını bekleyen çocuk var ya işte o gerçek. Kıyafetler alınır, bayram gününe kadar özenle saklanır, bayram sabahı giyilirdi. Sonra aile büyükleri ziyaret edilirdi. El öpülürdü mesela. El öpmek çok önemliydi. Çünkü el öpmenin karşılığında bayram harçlığı verilirdi. Bütün aile üyeleri hep bir arada geçirirdi bayramı. Bayram birlik beraberlik demekti. İşte bu birlik beraberlik ortamı çocukların hem sosyal gelişimini son derece olumlu etkiler hem de ülkemize ait gelenekleri çocuklarımızın aile büyüklerinden görerek öğrenmesine vesile olurdu. Böyle epey yaş almış, görmüş geçirmiş aile büyüğü gibi yazdığıma bakmayın. Özlemle bahsettiğim bu günler en son benim çocukluğumda kaldı sanırım.
Bayramlar Çocukların Sosyal Gelişimlerine Olumlu Etki Sağlıyor
Çocukların sosyal hayatta uyumlu bir şekilde var olmaları için erken çocuklukta sosyal gelişimlerinin olabildiğince desteklenmesi gerekir. Nezaket kurallarından tutunda toplum içinde kendilerini ifade etmeleri, paylaşmayı öğrenmelerine kadar birçok önemli davranışı içeren sosyal gelişim, bayramlarda çekirdek aile dışındaki bireylerinde katılımıyla desteklenir hale gelir. Bir çocuğun eve gelen misafire şeker ikram etmesi bile çocuğun özgüven kazanması, paylaşma davranışını deneyimlemesi ve geleneklerimizi öğrenmesi adına hizmet eder. Bunları göz önünde bulundurursak bayram deyip geçmemek, çocuklarımızı bu güzel gelenekten mahrum bırakmamak gerekir.

Yine Bir Rol Model Olma Mevzusu 🙂
Daha önceki yazılarımı okuyanlar; çocuk eğitiminde ebeveynlerin davranışlarının söylemlerinden daha önemli olduğunu, çocukların çevrelerindeki yetişkinlerin davranışlarını gözlemleyip bir nevi taklit yoluyla kendi hayatlarına dâhil etiklerini biliyorlar. İşin özü çocuklar, içinde bulundukları şartlarda nasıl davranmaları gerektiğini muhteşem gözlem yetenekleriyle öğreniyorlar. Böyle bir gerçeğimiz varken ve bizde eski bayramları özlemişken o halde biz yetişkinlerin davranışlarımızla örnek olarak bayramları yaşatmamız gerekmez mi?
Yazımın başında son yıllardaki yakınmalarımızdan bahsetmiştim. Bu yakınmaların sebebi biz yetişkinler değil miyiz? Büyük şehirlerin stresinden boğulup bayram günlerini tatil olarak algılayan, akraba ziyaretlerini es geçip tatil beldelerine koşan bizler değil miyiz? Ayda yılda bir yapılan akraba ziyaretlerinde çocuğumuza ‘öpsene dedenin elini ’dediğimizde dudak büken çocukların davranışlarından kim sorumlu peki? Ne atarsan aşına o gelir kaşığına demişler. Gelin biz farkındalığı yüksek bireyler olarak değerlerimizi yaşayarak gelecek nesillere aktarılmasına yardımcı olalım. Çocuklar yetişkin birey olduklarında, çocukluklarında anlam yükledikleri değerleri yaşatma eğiliminde olacaklardır. Eğer bizler çocuklarımıza bu güzel anları, ileride tatlı anılar olacak şekilde yaşatırsak o zaman hem çocuklarımızın gelişimlerine destek vermiş olacağız hem de değerlerimizi yaşatmış olacağız.