Büyüme Rakamları Açıklandı: Türkiye Ekonomisi 2025 Büyüme Rakamları Beklentileri Aştı mı?
Türkiye ekonomisi 2025 büyüme rakamları 3. çeyrekte %3,7 olarak açıklandı. Milli gelir rekor seviyeye ulaşırken inşaat ve sanayi sektörlerindeki değişimler dikkat çekti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), piyasaların ve vatandaşların merakla beklediği 2025 yılı üçüncü çeyrek gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı. Açıklanan verilere göre Türkiye ekonomisi 2025 büyüme rakamları, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,7 oranında artış gösterdi. Ekonomistler ve finans kuruluşlarının genel beklentisi yüzde 3 ila 3,5 bandında seyrederken, gerçekleşen bu oran, Türkiye ekonomisinin dinamizmini koruduğuna işaret ediyor. Ancak rakamların detaylarına inildiğinde, sektörler arasındaki ayrışma ve hane halkı tüketimindeki değişimler, büyümenin kalitesi ve sürdürülebilirliği hakkında önemli ipuçları veriyor.
Milli Gelirde Tarihi Zirve: 1,5 Trilyon Dolar Sınırı Aşıldı
GSYH verilerinde en dikkat çeken noktalardan biri, cari fiyatlarla hesaplanan milli gelirin büyüklüğü oldu. TÜİK verilerine göre, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde GSYH, cari fiyatlarla yüzde 48 artarak 14 trilyon 250 milyar Türk Lirası seviyesine ulaştı. Dolar bazında bakıldığında ise Türkiye ekonomisi tarihi bir eşiği geride bıraktı. Yıllıklandırılmış milli gelir, ilk kez 1 trilyon 500 milyar dolar sınırını aşarak 1,52 trilyon dolar seviyesine yükseldi.
Bu rakamlar, kişi başına düşen milli gelirde de yukarı yönlü bir ivmeye işaret ediyor. Kişi başı gelir, 2024 sonundaki seviyelerinden belirgin bir artışla 17 bin dolar seviyelerine yaklaşmış durumda. Bu durum, makroekonomik istikrar programının meyvelerini vermeye başladığı şeklinde yorumlanabilir. Ancak, artan milli gelirin gelir dağılımına ne kadar adil yansıdığı, önümüzdeki dönemde tartışılması gereken en önemli başlıklardan biri olmaya devam edecek.
Büyümenin Lokomotifi: İnşaat ve Hizmetler Sektörü
Ekonomik büyümenin bileşenlerine bakıldığında, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde sanayi üretiminin görece yatay bir seyir izlediği, buna karşılık inşaat ve hizmetler sektörünün büyümeyi sırtladığı görülüyor. Özellikle kentsel dönüşüm projelerinin hız kazanması ve deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetlerinin yoğunlaşması, inşaat sektörünün yüzde 8’in üzerinde bir büyüme kaydetmesini sağladı.

Hizmetler sektörü de turizm sezonunun güçlü geçmesiyle birlikte yüzde 4,5 oranında büyüyerek genel performansa pozitif katkı sağladı. Ancak tarım sektöründe yaşanan yüzde 1,2’lik daralma, iklim değişikliği ve maliyet artışlarının gıda arzı üzerindeki baskısını bir kez daha gözler önüne serdi. Tarımdaki bu daralma, önümüzdeki aylarda gıda enflasyonu üzerinde yukarı yönlü bir risk oluşturabilir.
Türkiye ekonomisi 2025 büyüme rakamları
Hanehalkı Tüketimi Hız Kesiyor mu?
Büyüme verilerinin harcamalar yöntemine göre analizi, iç talebin seyrine dair kritik sinyaller veriyor. Hanehalkı nihai tüketim harcamaları, üçüncü çeyrekte yüzde 2,8 artış gösterdi. Bu oran, önceki çeyreklere göre bir yavaşlamaya işaret etse de, tüketimin hala büyümenin ana motoru olduğunu kanıtlıyor. Vatandaşların dayanıklı tüketim mallarına olan talebinin bir miktar azaldığı, buna karşılık hizmet harcamalarının (yeme-içme, ulaştırma, tatil) güçlü kaldığı gözlemleniyor.
Sıkı para politikası ve yüksek faiz ortamının, kredi kartı harcamaları ve taksitli alışverişler üzerinde frenleyici bir etki yarattığı açıkça görülüyor. Bu durum, enflasyonla mücadele kapsamında iç talebi dengelemek isteyen ekonomi yönetiminin hedefleriyle örtüşüyor.
Yatırımlarda Seçici Artış ve İhracatın Katkısı
Gayrisafi sabit sermaye oluşumu, yani yatırımlar, bu dönemde yüzde 2,1 oranında arttı. Makine ve teçhizat yatırımlarında görülen yavaşlama sanayi tarafındaki durağanlıkla paralellik gösterirken, inşaat yatırımlarındaki canlılık bu kalemi yukarı çekti.
Dış ticaret cephesinde ise mal ve hizmet ihracatı yüzde 1,5 artarken, ithalattaki artışın yüzde 0,5’te sınırlı kalması, net ihracatın büyümeye pozitif katkı vermesini sağladı. Küresel ekonomideki yavaşlama sinyallerine rağmen ihracatın artıda kalması, Türk ihracatçısının pazar çeşitlendirme stratejisinin başarısı olarak değerlendirilebilir.
2025 Sonu ve 2026 Beklentileri
Üçüncü çeyrek verileri, Türkiye ekonomisinin “yumuşak iniş” senaryosuna uygun hareket ettiğini gösteriyor. Büyüme hız kesiyor ancak resesyona girmeden, kontrollü bir soğuma süreci yaşanıyor. Yılın son çeyreğinde de benzer bir tablonun sürmesi ve 2025 yılının tamamında büyümenin yüzde 3,5 – 4,0 aralığında gerçekleşmesi bekleniyor.

Ekonomistler, 2026 yılı için enflasyondaki düşüşün hızlanmasıyla birlikte, büyümenin daha dengeli bir yapıya kavuşacağını öngörüyor. Ancak enerji fiyatlarındaki olası dalgalanmalar ve küresel jeopolitik riskler, Türkiye ekonomisi için takip edilmesi gereken en önemli dışsal faktörler olmaya devam edecek. Özetle, 2025’in üçüncü çeyreği, Türkiye’nin zorlu küresel koşullara rağmen direncini koruduğunu ve üretim kapasitesini artırma potansiyelini sürdürdüğünü kanıtladı.